<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559</id><updated>2012-01-18T12:55:32.923+02:00</updated><category term='atletico'/><category term='Diego Lugano'/><category term='Fenerbahçe'/><category term='1-1'/><category term='Tota'/><category term='Şampiyonlar Ligi grupları'/><category term='cl'/><category term='Champions League'/><category term='madrid'/><category term='Kura'/><category term='Augustin de la Fuente Quintana'/><category term='Bursaspor'/><category term='Fenerbahçe1-1 PAOK'/><category term='PAOK'/><category term='bu takım beni öldürüyor'/><category term='Uruguay'/><category term='Şampiyonlar Ligi'/><title type='text'>Bu Takım Beni Öldürüyor</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>32</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-4921372123268618104</id><published>2011-09-16T23:17:00.005+03:00</published><updated>2011-09-17T00:02:11.617+03:00</updated><title type='text'>Sevmek Bana Yaramıyordu,Ben Sevilemiyordum...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-zxLJMF8oSJg/TnO4J5hF8DI/AAAAAAAAAKE/0yfz01yWoxs/s1600/Balck.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 390px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-zxLJMF8oSJg/TnO4J5hF8DI/AAAAAAAAAKE/0yfz01yWoxs/s400/Balck.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5653064437478060082" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zor yazıyorum ben. Duygulanmam,çok üzülmem ve hatta bazen ağlamam gerekiyor bir şeyler karalayabilmek için. Sevinçten yazamadım hiç. Hayatımın hiç bir evresinde çok sevinip de dokunamadım kaleme -klavyeye-. Edgar Allen Poe geliyor aklıma böyle günlerde ; ''Sevmek bana yaramıyordu,ben sevilemiyordum'' diye yorumluyorum ne zaman sevincimi paylaşmak istesem.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hiç adetim değildir ama erken kalktım bugün. Kendime çok güzel bir kahvaltı hazırladım dememi bekleyenlenler varsa &lt;a href="http://www.google.com.tr/imgres?q=nah&amp;amp;um=1&amp;amp;hl=tr&amp;amp;sa=N&amp;amp;rlz=1C1GGGE_enTR376&amp;amp;biw=1366&amp;amp;bih=677&amp;amp;tbm=isch&amp;amp;tbnid=QnFOen4y6z6YBM:&amp;amp;imgrefurl=http://www.uludagsozluk.com/k/nah/&amp;amp;docid=7-ZeHYq1NGwOIM&amp;amp;w=312&amp;amp;h=397&amp;amp;ei=GLBzTtmgGOak4gTzwdTEDQ&amp;amp;zoom=1&amp;amp;iact=hc&amp;amp;vpx=399&amp;amp;vpy=161&amp;amp;dur=65&amp;amp;hovh=253&amp;amp;hovw=199&amp;amp;tx=107&amp;amp;ty=123&amp;amp;page=1&amp;amp;tbnh=144&amp;amp;tbnw=113&amp;amp;start=0&amp;amp;ndsp=18&amp;amp;ved=1t:429,r:1,s:0"&gt;şöyle&lt;/a&gt; alalım. Kahvaltı günün en önemli öğünüdür diyenler ilk okulda hiç dayak yememiştir. Veya ne bileyim,okuldan kaçıp maça gitmemiştir. Heh işte; beyaz yakalıdır. Siktirip gidebilirler,gurur duyarım. Ben çok pis dayak da yedim,maça da kaçtım. Babam da yakaladı,ama güldü.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nerede kalmıştık; erken kalkmıştım. Kalkar kalkmaz adetim olduğu üzere sigara yaktım. Kahve yapmak için mutfağa doğru ilerledim. Kahve derken,bildiğin üçü bir arada. İçemem öyle filtresiydi,americanosuydu. Kaç şeker atarsan at,acı ulan bildiğin. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ivırı,zıvırı geçersen Kadıköy Şöhretler'de liseden kalma alışkanlıkla pide döner yedim. Dönerin başındaki abi çok ters bakınca,güneş gözlüğünü çıkardım,heh şöyle -pidenin dibinde kalan boşluğa yine döner ekledi- tanıyamadım dedi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Üniversitedeyken insanların nasıl olup da vapura binerken bu kadar zevk aldıklarını anlayamazdık. Ben bugün anladım... Artık yasakmış ama bir sigara yaktım,biri siyahi iki oğlan mızıka çalıyordu...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Balık aldım Karaköy'den,rakı aldım sonra. Ben çok rakı içerim blog. Öküz gibi de sigara içerim. Bilmiyorsan öğren...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sarhoşum ve velhasılı Fener bugün yine ve inatla kazandı blog. Ölüsünü,dirisini,her gün birisini...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hayatımda ilk kez mutluyken bir şeyler yazıyorum ve bu,yazdıklarım içinde en kötüsü,onu da biliyorum...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İnsan çok sevdiği için ölür mü?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben bu hayatta en çok Fenerbahçe'yi seviyorum blog....&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve ben bir gün çok sevdiğim için ölecekmişim gibi geliyor bana...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-4921372123268618104?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/4921372123268618104/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2011/09/sevmek-bana-yaramyorduben.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/4921372123268618104'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/4921372123268618104'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2011/09/sevmek-bana-yaramyorduben.html' title='Sevmek Bana Yaramıyordu,Ben Sevilemiyordum...'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-zxLJMF8oSJg/TnO4J5hF8DI/AAAAAAAAAKE/0yfz01yWoxs/s72-c/Balck.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-5609867259227534784</id><published>2011-08-05T04:17:00.004+03:00</published><updated>2011-08-05T05:45:07.669+03:00</updated><title type='text'>Safları Sıklaştırın...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-erWuMo_cFew/TjtYp_16c1I/AAAAAAAAAJ8/jlqnBdPrQdc/s1600/kurulustan-kurtulusa-fenerbahce-filmi-afisi.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 281px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-erWuMo_cFew/TjtYp_16c1I/AAAAAAAAAJ8/jlqnBdPrQdc/s400/kurulustan-kurtulusa-fenerbahce-filmi-afisi.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5637196837119750994" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yazmadığım yaklaşık 8 ay boyunca gelişen olayları yazmaya kalksam bir 8 aya daha ihtiyacım olur herhalde. Ben bugünü yakalayayım,yeter şimdilik.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Fenerbahçe,istibdat dönemi ve hatta İstanbul'un işgali dahil,tarihinde hiç görmediği kadar ağır bir kuşatma altında... Düşman bu kez daha acımasız,daha vicdansız,daha utanmaz. Amacı İngiliz donanma kuvvetlerinin en iyilerini toplayıp Fenerbahçe'yi bir kez olsun yenebilmek değil,yok etmek. Düşman hafiyelerinin kafalarında fes yok artık,bıyıkları kaytan değil hiç birinin. Simsiyah cübbeleri var hepsinin,kapkaranlık cübbeler. Bıyıklar günün modasına uygun olarak varla yok arası. Jurnalciler sadece kılık değiştirmekle kalmadılar,hayal güçleri artarken,haysiyetleri eksildi,ar damarları çatladı. Fuat Hüsnü Kayacan'ın Bobi takma adıyla İngiliz'lerle ayak topu oynadığı jurnal etmek &lt;b&gt;mekzube&lt;/b&gt; değildi elbet ama bir insanın hakkında onu bir ülkeden soğutacak kadar gıybet etmek de bugünün Ali Kemal'lerine nasip oldu. Saray soytarıları,yardakçılar da sanki o günden kopmuş da gelmiş gibi. Peyam-ı Sabah gitmişti gitmesine de,İngiliz'ler bugünkü muadillerini görse bırak finanse etmeyi,ipe götürürler Ali Kemal'i.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Namaz kılarken safları sıklaştıralım ey cemaat der imam,aramıza şeytan girmesin. Usta Allah'a inanmaz ama o da safları sıklaştırın der. Ve ekler; Daha gün o gün değil,derlenip dürülmesin bayraklar... Yok,hayır,daha değil... &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çünkü; Topuz Hikmet meşe palamudunu armana kudretli olduğun için koydu. Çünkü; sağ haf Arif şehit düşmedi daha. Çünkü; devre arasında potinleri sıkan Bedri,henüz oyundan çıkmadı. Çünkü; Zeki Rıza ikinciyi göndermedi daha ağlara,maç hâlâ 1-1 devam ediyor. Çünkü; ne Mustafa Kemal daha Beşbıyık sokağın 3 numarasını ziyaret etti,ne de İsmet Paşa ta Lozan'dan meseretle gözlerinden öpüyor çocukların. Çünkü; Kalamış'taki kayıkhaneden hâlâ silah sevkediliyor Anadolu'ya. Çünkü; Taksim stadı tıklım yine bugün,Fener'in maçı var. Çünkü; formanda hâlâ reklam yok senin. Çünkü; herkes hâlâ ve ısrarla topu Lefter'e veriyor ve hâlâ deftere yazıyor. Çünkü; Basri'nin kafası daha yarılmadı. Çünkü; hayatında hiç penaltı kaçırmamış Wodword topu hâlâ sol üste vuruyor ve Cihat sarı kazağı ile kanarya gibi uçup,o topu çıkarıyor. Çünkü; Sadri baba yerlileri hâlâ Fenerbahçe çok yaşa diye bağırttıyor. Çünkü; Hababam sınıfı hâlâ maça kaçıyor,Mahmut hoca hâlâ yakalıyor. Çünkü; Fenerbahçeli Cemil hâlâ aynı bıçakla tıraş oluyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Safları sıklaştırın çocuklar...Çünkü bu kavga; bizden daha öncekilerin hakkını sonuna kadar verdiği bir varolma kavgasıdır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Safları sıklaştırın çocuklar... Çünkü; biz daha bu borcu ödeyemedik...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-5609867259227534784?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/5609867259227534784/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2011/08/saflar-sklastrn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/5609867259227534784'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/5609867259227534784'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2011/08/saflar-sklastrn.html' title='Safları Sıklaştırın...'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-erWuMo_cFew/TjtYp_16c1I/AAAAAAAAAJ8/jlqnBdPrQdc/s72-c/kurulustan-kurtulusa-fenerbahce-filmi-afisi.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-6301295253182645092</id><published>2011-08-05T03:58:00.002+03:00</published><updated>2011-08-05T04:17:14.510+03:00</updated><title type='text'>Bir Gece Ansızın</title><content type='html'>&lt;a href="http://statics.magazinkolik.com/Images/news/m/v/mavi_boncuk_film.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 200px;" src="http://statics.magazinkolik.com/Images/news/m/v/mavi_boncuk_film.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Yazmak disiplin işi derlerdi de inanmazdım. Böylesine yoğun gündemin olduğu,başka diyarlarda skandalın ağa babası olacak nitelikte olayların gündelik hayatın bir parçası haline geldiği bir ülkede yazacak bir şeyler illaki bulunurdu. Bulunmasına bulunurmuş da onu yazacak disiplin bende yokmuş. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dönelim bakalım;bu sefer ne kadar devam edebileceğiz...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-6301295253182645092?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/6301295253182645092/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2011/08/bir-gece-anszn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/6301295253182645092'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/6301295253182645092'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2011/08/bir-gece-anszn.html' title='Bir Gece Ansızın'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-4222449563151088008</id><published>2011-01-22T01:36:00.004+02:00</published><updated>2011-01-22T01:42:39.977+02:00</updated><title type='text'>İki Okka...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TToZWsWk21I/AAAAAAAAAJs/0EXy6Uz2fJg/s1600/spahija3_WEDXS.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TToZWsWk21I/AAAAAAAAAJs/0EXy6Uz2fJg/s400/spahija3_WEDXS.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5564788167223335762" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;''Olympiakos may be one of the best European teams but we are Fenerbahçe''&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aydın hocayı bir kenara bırakırsak ( ki o değerlendirme dışıdır ) ne futbol,ne basketbol,ne de herhangi başka bir spor dalında bu kadar sevdiğim bir teknik adam olmadı hiç.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hani derler ya iki okka diye,hah işte onunkisi ondan...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çok büyük adamsın Neven Spahija...&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-4222449563151088008?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/4222449563151088008/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2011/01/iki-okka.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/4222449563151088008'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/4222449563151088008'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2011/01/iki-okka.html' title='İki Okka...'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TToZWsWk21I/AAAAAAAAAJs/0EXy6Uz2fJg/s72-c/spahija3_WEDXS.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-3999287757789646332</id><published>2010-12-15T21:31:00.004+02:00</published><updated>2010-12-15T23:41:07.420+02:00</updated><title type='text'>İzafiyet Teorisi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TQk1YdD9ztI/AAAAAAAAAJg/CmXdrHWwDmY/s1600/blogger.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 334px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TQk1YdD9ztI/AAAAAAAAAJg/CmXdrHWwDmY/s400/blogger.bmp" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5551026709945241298" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;''Haydi kalk'' diyor babam,uyandırıyor beni. Saatten haberim yok,tek hatırladığım çok uykumun olduğu. O zamanlar anne-baba çalıştğı için bir hafta anneanne,bir hafta babaanne bakıyor bana.Zamanı geldi sanıyorum,hafta sonu bitti. ''Bu hafta sıra kimde'' diye soruyorum,babam gülüyor. ''Bugün daha pazar'' diyor,''Hani maça gideceğiz demiştim ya...''&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İzlediğimi net olarak hatırladığım ilk maçın üzerinden o zaman farkedemesem de 336 gün geçmişti. Ve ben o 336 günün hepsinde kafamda maça gitmeyi kurmuştum. Ne olduğuna,nasıl bir şey olduğuna dair hiç bir fikrim olmasa da,o ilk maça gittiğim günden önce 336 maç daha izledim ben tribünden. Kâh babam götürüyordu,kâh radikal bir kararla Fenerli olan dayım götürüyordu,kâh ben büyüyüp yalnız başıma gidiyordum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Evden çıkışımıza dair kareler net değil kafamda. Annem kalkmışmıydı,kahvaltı etmişmiydik,üzerimde ne vardı hiç hatırlamıyorum. Aşağıya indiğimiz zaman arabanın yanında durduğumu,babamın neden olduğunu hatırlamadığım bir sebepten arabayı almadığını hatırlıyorum sadece.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Taksim'e kadar nasıl geldiğimiz de yok kafamda ama babamın tam da The Marmara'nın önünde beni omzuna aldığını,Gümüşsuyu'ndan aşağı indiğimizi hatırlıyorum. Stadın kapısındaki polisi hatırlıyorum hayal meyal,sıraya girmeden içeri girdiğimizi de.Hava çok sıcak...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çok kalabalık yerler bu stadlar,her yer insan kaynıyor,saha boş. Hani maç nerede?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Stadın ismini öğreniyorum bir zaman sonra; İnönü'nün kapalısında,sol tarafta,eski açığa doğru olan yerdeyiz. 6 yaşındayım,hava çok sıcak,maç bir türlü başlamıyor,çişim gelmeye başladı,susadım,pek iştahlı bir çocuk değilim ama biraz da acıktım galiba.Hem ayrıca sıkılmaya da başladım...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zaman geçmiyor bir türlü,ben maçın başlamasından ümidi kesip yerdeki çekirdek kabuklarını ve sigara izmaritlerini iki ayrı grup yapıp sıkıntımı gidermeye çalışıyorum,babam kızıyor. Pis şeylerle oynamamalıymışım. 6 yaşındayım,güneş yüzüme vuruyor,çok sıkılıyorum...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Saatin kaç olduğundan yine ve hâlâ  haberim yok ama futbolcular ısınmaya çıkıyorlar,ben yeniden babamın omzuna. Bir tek Schumacher'i net olarak ayırtedebiliyorum kafasında şapkasıyla.Sanki televizyonda daha hızlı hareket ediyor bu adamlar. Babama neden böyle yavaş hareket ediyor bu adamlar diye soruyorum,babam önce gülüyor sonra ''Daha maç başlamadığı için'' diyor,ısınıyorlarmış. ''E hava zaten çok sıcak neden ısınıyorlar ki'' diye soruyorum tekrardan,yanımızdaki adam çok gülüyor. Yanımızdaki adam,adam değil aslında. Yani dayım kadar adam,babam gibi &lt;i&gt;büyük adam&lt;/i&gt; değil. ''Ver abi,biraz da benim omzumda dursun,sen çok yoruldun'' diyor. Babam dünden razı da ben hayatta gitmem. Yalandan ağlıyorum gitmemek için,babam da çaresiz indiremiyor beni.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Maçtan önce biraz dinlenmek için olsa gerek babam yere indiriyor beni bir süreliğine. Herkes ayakta olduğu için koltukların arasındaki boşlukta benim için ideal bir gölgelik oluşuyor. Sıcak az da olsa etkisini yitiriyor böylece. 6 yaşındayım,hava çok sıcak,daha önce 5 -en az- kere tuvalete gitmemize rağmen yine çişim geliyor,çok sıkılıyorum.Ayrıca artık çok yoruldum...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Takribi 10-15 &lt;i&gt;yetişkin &lt;/i&gt;dakikası sonunda babam tekrar yukarı çekiyor beni. O da ne? Hep televizyondan gördüğüm Fenerbahçe'nin çubuklu formasını giymiş adamlar sahada duruyor. Aslında o kadar da yakın olmuyorlarmış. Halâ sadece Schumacher'i ayrıtedebiliyorum diğerlerinden. Başlıyorum hiç nefes almadan sormaya;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Şu kim baba? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Oğuz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Bu kim? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Müjdat.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Orada duran?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Aykut.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Şuradaki?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Müjdat dedim ya oğlum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;''Rıdvan nerede hani,Hakan nerede?'' diye soruyorum,babam bıkmadan usanmadan cevaplamaya devam ediyor.Sakatmış onlar oynamıyorlarmış. Televizyondan hiç böyle gözükmüyor bu adamlar,ayrıca hâlâ televizyondakinden daha yavaş hareket ediyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;6 yaşındayım,babamın omuzlarındayım,Fenerbahçe-Sarıyer maçında İnönü kapalısındayım...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Maç başlar başlamaz Oğuz atıyor bir tane.Herkes ayakta ama ben ne olduğunu anlamıyorum.''Ne oldu baba'' diyorum. O yaştaki çocuklar çok soru soruyor,babalar da hiç bıkmadan usanmadan cevaplıyor. ''Gol attık ya oğlum'' diyor babam. Sorular bitmiyor; '' Baba bu gerçek maç mı?''. ''Neden oğlum'' diye soruma soruyla cevap veriyor babam. ''E baba gerçek maçta hemen gol olmaz ki''. Sağımız,solumuz,önümüz,arkamızda kim varsa gülüyor bu sefer. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2 tane yiyoruz ondan sonra,Fener kaybediyor. Beşiktaş İzmir'de 3-1 galip,babama dokunsanız ağlayacak.Ben 6 yaşındayım,hayatımda ilk kez maça gittim,Fener 2-1 mağlup,çok acıktım,çok uykum geldi,çok sıkıldım,hava çok sıcaktı...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çıkışta kitapsız köftecinin ızgara üzerine koyduğu köftelerin yağları yanarken çıkan koku ortalığı kasıp kavuruyor,ben ortalığı yıkıyorum köfte diye. Babam nuh diyor peygamber demiyor. Onlar da pismiş,eve gidince annem yaparmış bana köfte.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çıkışta hiç yürümüyoruz.Daha doğrusu,6 yaşında bir çocukla maça gidip,ruhen ve bedenen bitmek üzere olan babam beni omzuna almayı gözüne kestirememiş olacak ki bizim arabanın sarısına biniyoruz. Günde 3 paket sigara içen babam,arabada çocuk olduğu için taksiciye sigarasını söndürmesini söylüyor,ben babam galiba yine kavga edecek diye düşünürken arka koltukta sızıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Pazar günleri pazar kurulurdu bizim evin orada ben çocukken. Babam beni uyandırdığında pazarı görüyorum ilk. Omzuna alıyor yine,pazarın içinden geçerken alışverişe çıkmış olan annemi görüyoruz. Babam omzundan indiriyor beni torbaları alıyor,annem elimden tutuyor,ben bir kez daha yalandan ağlıyorum.Yürümek çok zor geliyor...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Eve gider gitmez banyoya sokuyor beni annem. Çıktığımda babamı koltukta uyurken buluyorum. Ses yapma diyor annem,ben de öbür koltuğa dedemin Çetinkaya'dan aldığı bornozla uzanıyorum. Sonra annem uyandırıyor ikimizi de,köfte yapmış. Yemek yiyiyoruz,ilk kez kolama sıcak su koymuyor annem. Yemekten sonra ben yine uyuyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ertesi sabah önce annemi iş yerine bırakıyoruz babamla,sonra babam beni anneanneme bırakıyor. Teyzem yok artık evde,Ankara'da okula gidiyormuş. Dayım uyuyor hâlâ.Üstüne atlıyorum. Çok korkuyor ya da korkmuş gibi yapıyor bilmiyorum. '' Nasıl koydular lan'' diyor gülerek. ''Ben maça gittim'' diyorum. ''Sen gel bir de bizim maçları gör'' diyor. ''Gelmem'' diyorum,''Maça gitmek bok gibi bir şey...''&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çocuğunuzun izafiyet teorisini erken yaşlarda tecrübe etmesini istiyorsanız,onu maça götürün sevgili ebeveynler. Zira o maçın öncesi ve sonrasının sadece 6-7 saatlik bir süreçten ibaret olduğuna beni hiç kimse inandıramaz...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-3999287757789646332?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/3999287757789646332/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/12/izafiyet.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/3999287757789646332'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/3999287757789646332'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/12/izafiyet.html' title='İzafiyet Teorisi'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TQk1YdD9ztI/AAAAAAAAAJg/CmXdrHWwDmY/s72-c/blogger.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-1695491460416534150</id><published>2010-12-13T21:12:00.004+02:00</published><updated>2010-12-13T21:17:43.331+02:00</updated><title type='text'>Ben Hep 17 Yaşındayım...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TQZwoF_CnFI/AAAAAAAAAJY/KA7_i56obk8/s1600/0%2Berdal%2Beren.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TQZwoF_CnFI/AAAAAAAAAJY/KA7_i56obk8/s400/0%2Berdal%2Beren.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5550247424884382802" /&gt;&lt;/a&gt;Erdal Eren,13 Aralık 1980 tarihinde 17 yaşındaydı. &lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hep 17 yaşında kaldı...&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-1695491460416534150?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/1695491460416534150/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/12/ben-hep-17-yasndaym.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/1695491460416534150'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/1695491460416534150'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/12/ben-hep-17-yasndaym.html' title='Ben Hep 17 Yaşındayım...'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TQZwoF_CnFI/AAAAAAAAAJY/KA7_i56obk8/s72-c/0%2Berdal%2Beren.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-9104676551888200111</id><published>2010-12-11T22:52:00.007+02:00</published><updated>2010-12-12T00:06:01.368+02:00</updated><title type='text'>Aykut,Turhan,103 gol,Şampiyonluk...</title><content type='html'>&lt;object width="480" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/8Fb1LBTa8cY?fs=1&amp;amp;hl=en_US"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/8Fb1LBTa8cY?fs=1&amp;amp;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Evden nasıl çıktık,oraya kadar nasıl geldik hiç bir fikrim yok. İlk hatırladığım sahne; İngiliz Konsolosluğu'nun önünden Ömer Hayyam'a doğru aşşağı inen yoldaki alt geçidin çıkışında sağımda annem,solumda babam elimden tutuyorlar. Hava güneşli,benim üstümde 11 numaralı çubuklu var,herkes mutlu. Babaannem'e gidiyoruz,misafir gelecekmiş.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;81 geniş mermer merdiven çıkıyoruz,bugün 120 yaşında olan Rum binasında. Hayatımın bugüne kadarki kısmında hiç bir yolu o kadar çok defa kat etmemişimdir,iddialıyım. Dedem açıyor kapıyı,her zaman olduğu gibi aklını yitirmişcesine gözleri büyüyor,ne yapacağını şaşırıyor. Babaannem yine bir şeyler &lt;b&gt;okuyup,&lt;/b&gt;üflüyor suratıma ben daha henüz dedemin markajından kurtulamadan. Annemin,babamın ağzı kulaklarında. Babaannem sırasını bekliyor. Champs-Elysees'de büyümediklerinden ve kadın erkek eşitliği 1940'larda henüz Türkiye'ye uğramadığından hiyerarşi var babaannemlerde. Bizim evde böyle bir şey yok. Annem neyse babam da o. Çocuğum ama aptal değilim,farkı biliyorum...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biraz sonra dedemle babamın evden çıkmaya yeltendiklerini hissediyorum. Ben de erkek olduğum için artık buralarda kalamam.Ne işim var kadınların arasında,benim de onlarla çıkmam gerekiyor. Annem ''otur aşşağı'' manasına gelen  bir şeyler söylüyor,ben ağlıyorum. Ben ağlarken dedemle babam kaçıyorlar. Ben daha da bağırarak ağlamaya başlıyorum,babaannem yine bir şeyler okuyup suratıma üflüyor,annem maç başlayacak şimdi televizyonu açayım diyor,''ben açarım'' diyorum. Babaannemlerin televizyonu kumandalı değil ama ITT Schaub-Lorenz'in mühendisleri bile benden iyi bilemez bunun nasıl çalıştığını. Açıyorum televizyonu,bir şeyler var ama ne olduğunu hatırlamıyorum. Misafirler geliyor bu sırada. Yaşlılar el öptürmeye çalışıyor,benim hoşuma gitmiyor. Bir sürü buruşuk eli öpmek çocukken bile çok tercih edilesi bir şey değil,o gün anlıyorum. Annem ile babaannem kaş göz yapıyor ama yok Allah yok,öpmüyorum. Onlar misafir odasına geçerken maç başlıyor. Boyumun yaklaşık 3 katı olan kapıyı hırsla çarpıyorum maç başlayınca,çok ses geliyor içeriden. Annem geliyor hemen sese,kapıyı açıp önce gülüyor sonra sessizce kapatıp yine içeri gidiyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hafta boyunca Halit Kıvanç'ın oynadığı reklamları hatırlıyorum. Fenerbahçe'nin 100. golünü bilene bilmem ne gazetesi bilmem ne verecekmiş diyor. Ben kolay buluyorum bu soruyu. Aykut atacak tabiki diyorum her gördüğümde,başka kim atacak. Ama öyle olmuyor, Turhan uçarak kafayla atıyor golü. Bense ilk ve son defa Fenerbahçe'nin attığı bir gole üzülüyorum. Maçı Fenerbahçe 4-3 kazanıyor ama bu bana hiç bir şey ifade etmiyor. Aykut atmalıydı o golü,Aykut'un hakkıydı...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Akşam babam geliyor bizi almaya. Çok pis kokuyor babam. Annem biraz sinirli gibi geliyor bana. Aşşağı iniyoruz ama bizim araba yok,başka bir arabaya bindirmeye çalışıyor babam bizi. ''Oha baba arabamızı çalmışlar'' diyorum, annem çok gülüyor. Aslında o kadar da sinirli değilmiş demek ki. Babam Gaspar ustayla arabaları değiştirmiş. Onunki station bizim ki &lt;b&gt;''normal'' &lt;/b&gt;arabaymış. Gidip teyzemi alıyoruz,dayıma sen de gelsene diyorum sonrasında hayatımda ilk defa ''siktir lan'' diye bir şey duyuyorum. Bu sefer de annem kızıyor dayıma. Niye herkes kızıyor ki ona,ben çok seviyorum onu. O bana uzaktan kumandalı kamyon almıştı,hem de 500 basan...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tura çıkıyoruz. Ben,annem,babam,teyzem,bir de birisi daha var arabada ama kim olduğunu hatırlamıyorum. Diğer arabalardaki insanlar camdan çıkıp bayrak sallıyor. Ben de çıkacağım diyorum teyzem izin vermiyor. Teyzem bizde kalıyor o akşam. Ertesi sabah babamla bakkala gidiyoruz. Her zaman gazete alıyor babam ama sanki bu sefer daha çok alıyor. Çok saçma geliyor bana,hepsi aynı halbuki.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;5 yaşındayım, Fenerbahçe 103 gol atıp şampiyon oluyor. 5 yaşındayım,100. golü Aykut atmalıydı diyorum,onun hakkıydı...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-9104676551888200111?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/9104676551888200111/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/12/aykutturhan103-golsampiyonluk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/9104676551888200111'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/9104676551888200111'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/12/aykutturhan103-golsampiyonluk.html' title='Aykut,Turhan,103 gol,Şampiyonluk...'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-434034926554059465</id><published>2010-12-11T02:11:00.006+02:00</published><updated>2011-12-07T09:04:24.940+02:00</updated><title type='text'>İlk Bu...</title><content type='html'>&lt;iframe width="560" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/zFTLgxjuEZI" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merdivenleri çıkıyoruz rahmetli anneannemle...Alışverişten geliyoruz,daha başka ne aldığımızı hatırlamıyorum ama &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;siyah &lt;/span&gt;bisküvi almışız bana.Onu,ayrı bir poşette ben taşıyorum. Bir ''gool'' sesi geliyor biryerlerden,kızıyorum anneanneme,''geç kaldık işte'' diyorum,''senin yüzünden kaçırdık maçı.''Sabah babam arayıp söylemişti,Fenerbahçe-Galatasaray maçı varmış o gün,oradan biliyorum. Gülüyor rahmetli bu halime,''Tanju atmıştır'' diyor. Daha da çok sinirleniyorum,''hayır işte Aykut atmıştır...''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçeri giriyoruz,uzaktan kumandalı televizyon daha yeni alınmış ama nereden açıldığını biliyorum. İlk Simoviç'i görüyorum,sonra Prekazi'yi gösteriyor televizyon.''Kaç kaç ya'' diyorum içimden,''söylesene kaç tane atmışız''. Söylemiyor... Bir kaç dakika sonra devre oluyor,ekrana bir yazı geliyor; Galatasaray 3-0 Fenerbahçe. Saçma geliyor bana. Yani benim,annemin,babamın,amcamın,teyzemin,dedemin Fenerbahçesi yenilmez,yenilemez ki... Bir şeyler hissediyorum o an. Annem istediğim oyuncağı almamış gibi ya da babam ''çok yorgunum,bu akşam maç yapamayacağız'' demiş gibi. Tuhaf geliyor anlayamıyorum. Üzülmek zor bir şey çocukken. Neye üzüldüğünü bile bilmiyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devre arasında camdan bakmaya yelteniyorum,hava kapalı. Anneannemin sesini duyuyorum birden,kızıyor cama yaklaştığım için.Koltuğa dönüyorum,anneannem bisküviyi tabağa koyup getirmiş. Kızıyorum yine. Ben büyük çocuklar gibi paketten yiyebilirim yere dökmem ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci yarı başlıyor. İlk Rıdvan'ı gördüğümü hatırlıyorum. Aykut'u görüyorum sonra,Hakan,Oğuz,Müjdat... Az sonra Aykut atıyor bir tane,ben ''goool'' diye bağıyorum,Aykut yanıma koşuyor,''üzülme çocuk'' diyor ''üzülme biz Fenerbahçe'yiz.'' Ya da ben öyle hatırlıyorum.Belki o golü hiç atmadı,belki de attı ama yanıma koşmadı...Anneannem geliyor mutfaktan benim sesime,golün tekrarını izliyor,gülümsüyor,sonra mutfağa geri dönüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bisküviler bitiyor,biter bitmez salatalık getiriyor anneannem tuzlu tuzlu.Onu yemeye başlıyorum.Şimdikiler ile uzaktan yakından alakası olmayan o kokulu salatalığı yerken Hasan başlıyor atmaya.3-2 oluyor,3-3 sonra. Her gol deyişimde anneannem mutfaktan golü görmeye geliyor. Hoşuma gidiyor bu,gol olmasada gol diye bağırmaya başlıyorum.Bir,iki derken anneannem uyanıyor mevzuya ama yine de geliyor. 4-3 oluyor bu sefer,yine Hasan atıyor,ben yine bağırıyorum,anneannem yine geliyor. Maç bitiyor,sanki annem dayanamayıp o oyuncağı almış gibi. Sanki dedem bisiklete yolda da binmeme izin vermiş gibi. Yine tuhaf geliyor,yine anlamıyorum. Babamla konuşmak istiyorum. Telefonun başına geçip anneanneme ara diyorum. Rakamları tanıyorum ama numarayı bilmiyorum ben. Onun araması sonra da babamı istemesi lazım. Numarayı çevirip bana verir de telefona başkası çıkarsa utanırım,isteyemem babamı. Arıyor anneannem ama babam dükkanda yokmuş,maça gitmiş. Çok heyecanlanıyorum babam maça gittiği için. Nasıl bir şey acaba maça gitmek? Tribünde olmak, Aykut'u,Rıdvan'ı,Hakan'ı,Schumacher'i görmek. Beni de götürse ya bir kere. Hem belki Aykut'la da konuşurum. Rıdvan beni kucağına alır belki. Öyle bir şey sanıyorum maça gitmeyi. Öyle bir şey olsa gerek maça gitmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dayım gelsin diye bekliyorum artık. Dalga geçeceğim,Neuchatel maçından sonraki sevincinin arasına beni Galatasaraylı yapma çabalarını sıkıştırıp,biz şöyle iyiyiz,siz böyle &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;dandiksinizlerin &lt;/span&gt;cevabını vereceğim&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;.&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;O 18 yaşında o zaman. Teyzem bile dershaneden geliyor ama dayım yok hala ortada. Çok uykum geliyor,yatıyorum ben dayımı göremeden. O 18 yaşında o zaman,bir yandan Galatasaray'ı tutuyor,bir yandan da memleketi kurtarıyormuş faşistlerin ellerinden! Sabah görüyorum dayımı. ''Nasıl &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;koyduk'' &lt;/span&gt;diyorum. Anneannem çok kızıyor bana ama dayıma daha çok. O öğretiyor hep böyle şeyleri bana. Dayım gülüyor, ''biz size hep &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;koyuyoruz&lt;/span&gt;'' diyor. Anneannem bu sefer daha çok kızıyor dayıma. Dayım halâ gülüyor,ben de gülüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben o zaman 5 yaşındayım,Fenerbahçe ile ilgili ilk bunu hatırlıyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-434034926554059465?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/434034926554059465/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/12/ilk-bu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/434034926554059465'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/434034926554059465'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/12/ilk-bu.html' title='İlk Bu...'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/zFTLgxjuEZI/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-3918815939972127221</id><published>2010-12-08T03:13:00.002+02:00</published><updated>2010-12-08T03:15:31.326+02:00</updated><title type='text'>Bu Köyden Olsam Ne Olacak Lan!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TP7cECcjK-I/AAAAAAAAAJQ/w730lXKaEOw/s1600/blogg.png"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 140px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TP7cECcjK-I/AAAAAAAAAJQ/w730lXKaEOw/s400/blogg.png" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548113752901233634" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 21px; font-size: 15px; font-family: Georgia, Utopia, 'Palatino Linotype', Palatino, serif; color: rgb(68, 68, 68); "&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, Utopia, 'Palatino Linotype', Palatino, serif; font-size: 15px; color: rgb(68, 68, 68); line-height: 21px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, Utopia, 'Palatino Linotype', Palatino, serif; font-size: 15px; color: rgb(68, 68, 68); line-height: 21px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Daha önce yazmak isterdim ve mantıken de öyle olması gerekirdi bu yazıyı ama maçtan önce zaman bulamadım,maçtan sonra da &lt;i&gt;yüz.&lt;/i&gt; Zira çok ağır geçirdi bu kez Barca. Rengimizin belli olması sebebiyle de benim gibilere maçtan sonra düşen pay sadece susmaktı ve biz de sustuk ama yine de adam sanmadılar...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sizi bilmem ama ben her türlüsünü seviyorum bu oyunun.Faşistini de,komünistini de,Louis Vuitton çanta,Yves Saint Laurent ayakkabı,Dolce&amp;amp;Gabbana ceketten başka bir şey bilmeyen topçusunu da.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bundan yaklaşık 1 yıl önce Aceto'da bu yazdığıma yakın bir yazı okumuştum. Futbolu son 15 yılda keşfeden sosyal demokrat! Türkler üzerinden ''futbol asla sadece futbol değildir''cileri eleştiriyordu. Hislerime tercüman olmuştu ve isteyen &lt;a href="http://acetobalsamico.blogspot.com/2007/09/peki-sen-kimsin.html" style="text-decoration: none; color: rgb(0, 0, 128); "&gt;şuradan&lt;/a&gt; ulaşabilir o yazıya da.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Genel siyasi eğilimi,sosyal yapısı gereği sağ görüşe yatkın bir ülke burası. En azından %60'a yakın bir kesim kendini sağcı-muhafazakar olarak nitelendiriyorsa bu ülkenin gerçeğinin bu olduğunu -hoşunuza gitmese de- kabul etmek zorundasınızdır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Siyasi bir yazı değil bu ve benim amacım da zaten geriye kalan %40 ile futbol bağlantısını kurmak. Bunun sebebi de diğer kesimi dışladığımdan değil,tam aksine onların,kendini solcu,sosyal demokrat hatta devrimci,sosyalist sayanlara nazaran -en azından bu konuda- daha demokrat davranabilmelerinden dolayı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Konuya dönmek gerekirse eski tüfeklerin 3 f -futbol,fado,fiesta- mantığı ile ile futbolu dışlamasını, kendi içinde yatan tezatlara rağmen anlayabiliyorum.Keza futbolun içinde onların Dünya görüşlerine ters bir durum var ve ''F&lt;i&gt;utbol kitlelerin afyonudur Suphi!''&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Benim derdim hem bu oyunu sevdiğini,takip ettiğini iddia edip hem de başka bir takımı,&lt;i&gt;onlardan &lt;/i&gt;olmayan bir takımı sevenlere anlamsız,içi boş cümleler kuranlarla.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Son yıllarda bu bahsettiğim kesimde özellikle bir Barcelona fetişizmi baş göstermeye başladı ne hikmetse. Deseki bana Barcelona'nın top hakimiyeti belirli bir futbol mantığıyla açıklanamaz,olsa olsa bir başka Katalanın sürrealist tabloları ile dile getirilebilir,tamam derim. Xavi-İniesta arasındaki pas alışverişi taktik tahtasında anlatılamaz,Picasso'nun kübist çizimlerinden ne kadar anlıyorsan,onların arasındaki paslamaşmanın sistematiğinden de o kadar anlayabilirsin,ona da eyvallah.Messi'nin ayak röntgeninin çekilmesinin gerektiğini,o ayağa yapışık bir top olduğunu,aksi takdirde o topun kontrolünün o kadar da kolay olmayacağını iddia ediyorsan da başım gözüm üstüne bu başarı odaklı sempatin. 98,2000 ve 2002'de Real Şampiyonlar Ligi'ni alırken Barcelona'nın kadrosundaki ıskartaları sayabiliyorsan da tamamdır. Çünkü ben Raul'ün ilk zamanlarını da hatırlıyorum,Stoichkov'u da,Romario'yu da,Koeman'ın Stauce'yi avladığı frikiği de,Christanval'li,Winston Bogarde'lı Barcelona kadrosunu da,Nou Camp'ta bıkmadan usanmadan sallanan beyaz mendilleri de,Allah'ın belası Tenerife'yi de.Şimdi sen ezbere sayabiliyorsun ya Barca kadrosunu,takım çok iyi diye bunu unutma.Evet Hugo Sanchez'i,Butragueno'yu hayal meyal hatırlıyor olabilirim ama kabul et Maradona'nın Bilbao'lulara dalışını sen de You Tube'dan izledin.Non Pasaran'ı da,1974 Şubatındaki 5-0'lık galibiyeti de diline dolaman kolay çünkü her senin gibi fetişistin el kitabında var bu bilgiler ama Real Madrid'i nasıl tutarsın,faşist misin sen deme ağzını burnunu kırarım senin! Zira ben İspanya'daki dikta dönemini de,Barcelona'yı da,Real Madrid'i de senden daha iyi biliyorum ve inan bana ne Barcelona özgürlük simgesidir,ne de Katalan halkının tamamı sosyalist. Hatta hayallerini yıkmak gibi olacak ama Katalanlar,İspanya'nın hem en zengin,hem en milliyetçi,hem de en elitist halkıdır.Bir de bir şey soracağım; Viva Catalonia diye tweetleyince,&lt;i&gt;birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaçları olduğu şu günlerde İspanya'nın bölünmez bütünlüğüne kast eden dış mihraklardan biri &lt;/i&gt;olmuyor musun sen ?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bahsedeceksen bana bu rekabetten lafı uzatma.Yakın gelecekten bile örnekler vermene izin veriyorum bak hadi. Bernabeu'da kendimiz alkışlattık yetmedi,2-6 yetmedi,5-0 koyduk de ben zaten susarım.İlk 11'deki La Masia çıkışlı 7 oyuncudan,Real'in çöpe giden milyar Euro'larından,Şampiyonlar Ligi'nde 6 yıldır çeyrek finalin ötesine gidemeyişinden bahset ama Figo'ya atılan -gerçi sen holiganizmi de sevmezsin ya- domuz kafasından dem vurup şöyle harika tribün,böyle nefis taraftar,öyle psikopat Boixos Nois diye bahsetme bana Nou Camp'a tiyatro seyretmeye gelenlerden.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Franco diyorsun ya,Fener'i de tutma lan o zaman.Varlık vergisini Şükrü Saraçoğlu çıkartmadı mı?Halkın takımı da Beşiktaş değil mi? Tribündeki iki muhalif yönetmen,iki tane rockçı ile olmaz o iş,onu geç! Ankaragücü de gecekondu falan filan değil mi? 1.lige de Mihri Belli çıkardı zaten! Adana Demirspor falan? Lan ağalık düzeninin sittin asırdır hüküm sürdüğü topraklardan devrimci mi çıkar ? Hani ben adımın da verdiği özgüvenle devrimci adam isyankâr olur,itaat etmez diye biliyorum ama sen daha iyi bilirsin tabi!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İngiltere'de Liverpool'lusun ondan eminim,hani şu liman işçilerinin takımı olan.Hatta içinizden iyi olanlar Robbie Fowler'ın formasının altına giydiği tişörtten dolayı aldığı cezayı bile hatırlar.Peki ya İan Rush'ı,Kenny Daglish'i,Greame Souness'ı çok ağır Scouse aksanlı birinden dinledin mi hiç? Hem Heysel'de neredeydi o liman işçileri? '&lt;i&gt;'Who the fuck are Man United'ı''&lt;/i&gt;öğrenmişsen tamamdır da,Busby Babes'i biliyor musun?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;St.Pauli'yi de seviyorsunuz ya hani anarşizm falan. Hiç gay arkadaşınız var mı sizin? St.Etienne mi dedin? Güzel formaymış Allahı var. Ben göremedim kusura bakma,o tarihlerde annemle babam daha tanışmıyorlardı bile.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bak yarım saattir konuşuyoruz daha bir kere Livorno demedim.Sen tribündeki &lt;i&gt;ciao bella'dan&lt;/i&gt;,orak çekiçten bahsededur,ben araya diğer sempati duyduğun takım Roma'nın tribünlerini sıkıştırayım,Lazio'dan farkı var mı sen karar ver.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ortak noktalarımız da var aslında seninle &lt;i&gt;yoldaş! &lt;/i&gt;Bak ikimizde Boca'lıyız. Ama sen River Plate &lt;i&gt;zengin &lt;/i&gt;diye Boca'yı tutuyorsun,benimkisi ise sadece çocukluktan kalma bir travmaya dayalı.Onlar da Sarı-Lacivert be! Ne yapayım kanım kaynıyor.İndependiente-Racing maçlarının neden gündüz oynandığı ile ilgili bilgin yoktur muhtemelen ama &lt;i&gt;''Şimdi durum 2-2 oldu''&lt;/i&gt;yu&lt;i&gt; &lt;/i&gt;kesin bilirsin.Can Yayınları'ndan çıkıyor o kitap,fiyatı 15 tl,kapakta da Abidin Dino'nun resmi var! Hani &lt;i&gt;&lt;b&gt;ustanın&lt;/b&gt; ''Bana mutluluğun resmini çizebilir misin Abidin'' &lt;/i&gt;dediği,evet!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşin aslı güzel kardeşim ben sana sevme demiyorum,hobi olarak yine sev. Becerebilirsen de kendine güzel bir lig kur,içinde St.Etienne,Liverpool,Barcelona,Ankaragücü ve hatta senin güzel hatırın için Beşiktaş'da olsun ama benim oyunumu kutuplaştırma! Sırf öylesi hoşuna gidiyor diye tribünlerimi ikiye bölme benim.Çarşı-Karagümrük argümanına girme benimle sağ-sol mevzusu değil bu.Milyonlar dönüyor bu işin içinde ve inan bana o senin çok beğendiğin &lt;i&gt;arabesk &lt;/i&gt;besteleri pos bıyığıyla Mahir yapmıyor. Gfb-Ultraslan,Sefa-Sebo,hac-umre de deme bana.Senin Cnbc-e'den takip ettiğin,olmadı torrentten indirdiğin dizilerin içeriği kadar iyi biliyorum ben bu tribün işini de. Zira sen kâh koltuğunda götünü büyütür,kâh icq'ya,mirc'a kız nicki ile girip eğlenirken, ben Türkiye'nin herhangi bir stadında polis copu ile muhattap oluyordum ve cop Musa Çözen'in yaptıklarından daha çok can yakıyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte bütün bu sebeplerden dolayı seyretmek istiyorsan seyret tabi. Ama kalkıp bana faşist Real,devrimci Barca argümanı yaratma.Çünkü sen daha hiç bir şey bilmiyorsun...&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-3918815939972127221?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/3918815939972127221/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/12/bu-koyden-olsam-ne-olacak-lan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/3918815939972127221'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/3918815939972127221'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/12/bu-koyden-olsam-ne-olacak-lan.html' title='Bu Köyden Olsam Ne Olacak Lan!'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TP7cECcjK-I/AAAAAAAAAJQ/w730lXKaEOw/s72-c/blogg.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-9191437582732219534</id><published>2010-12-07T02:07:00.004+02:00</published><updated>2010-12-07T02:14:25.148+02:00</updated><title type='text'>Nokta</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TP17redkYeI/AAAAAAAAAIE/VVhTu6dRMKY/s1600/63026_450260107584_597122584_5328096_8046786_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 231px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TP17redkYeI/AAAAAAAAAIE/VVhTu6dRMKY/s400/63026_450260107584_597122584_5328096_8046786_n.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547726302831993314" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Uzatmadan,eveleyip gevelemeden,Caner,Santos,Stoch,Dia demeden; defansının göbeği yukarıdaki ikiliden oluşan hiç bir takım 15 maçta 19 gol yemez,yememeli.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nokta.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-9191437582732219534?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/9191437582732219534/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/12/nokta.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/9191437582732219534'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/9191437582732219534'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/12/nokta.html' title='Nokta'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TP17redkYeI/AAAAAAAAAIE/VVhTu6dRMKY/s72-c/63026_450260107584_597122584_5328096_8046786_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-6784653400339115303</id><published>2010-12-07T01:27:00.004+02:00</published><updated>2010-12-07T02:06:42.125+02:00</updated><title type='text'>Devotion</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TP14t2XNDsI/AAAAAAAAAH8/V_tHvqmgEuE/s1600/LiveImages-Spor%2BFoto-419-Regal%2BBarcelona%2B-%2BFenerbah%25C3%25A7e%2B%25C3%259Clker-F05012541.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 308px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TP14t2XNDsI/AAAAAAAAAH8/V_tHvqmgEuE/s400/LiveImages-Spor%2BFoto-419-Regal%2BBarcelona%2B-%2BFenerbah%25C3%25A7e%2B%25C3%259Clker-F05012541.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547723045072604866" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bileni çoktur gerçi ama yine de söyleyeyim; başlık kelime anlamı olarak fedakârlık,özveri anlamı taşır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ha aldık,ha alacağız derken bilet kalmadığını öğrenmiş bulunduk bugün. Olsun,karaborsacılarla hukukumuz ta ortaokul yıllarına dayanır ve en nihayetinde o da bir sektördür!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yaptığımız iş,sorumluluklarımız nedeniyle yılda üç,bilemedin dört maça gidebiliyoruz ya hani...Heh işte bu onlardan biri.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bilet kalmamış,kulüp sponsorlara dağıtmış,karaborsacılar biletix gişesindeki elemanı bağlayıp beş bin bilet almış,salon çok uzak,sabah işe gideceğim vs. bunları geç Fenerbahçeli.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;Fedakârlıksa,&lt;/i&gt;bugün içtiğin sigaradan fedakârlık etme günü.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Özveriyse,bugün uykunu daha az alma günü.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Giy formanı,git salona,yüreğini koy ortaya ama gözünü seveyim arabesk şarkılar söyleme! Çok bir şey istemiyorum,biraz OAKA,biraz Nokia Arena olsun yeter.Daha fazlasında gözüm yok!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ps:Yıllık iznimi de 6-8 mayıs tarihleri arası Barcelona'da değerlendirmeyi düşünüyorum ve tek amacım La Boqueria'da deniz mahsullerinin dibine vurmak değil...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-6784653400339115303?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/6784653400339115303/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/12/devotion.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/6784653400339115303'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/6784653400339115303'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/12/devotion.html' title='Devotion'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TP14t2XNDsI/AAAAAAAAAH8/V_tHvqmgEuE/s72-c/LiveImages-Spor%2BFoto-419-Regal%2BBarcelona%2B-%2BFenerbah%25C3%25A7e%2B%25C3%259Clker-F05012541.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-8299019239847728437</id><published>2010-10-31T21:48:00.006+02:00</published><updated>2010-11-01T23:20:37.250+02:00</updated><title type='text'>Geçmiş-Bugün-Gelecek 7</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TM8uyHnfRZI/AAAAAAAAAH0/M9_2H4G8Gfo/s1600/dede.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 250px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TM8uyHnfRZI/AAAAAAAAAH0/M9_2H4G8Gfo/s400/dede.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5534693905634641298" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Yeni sezona girilirken,aynen bir önceki &lt;i&gt;fetret &lt;/i&gt;devrinde olduğu gibi boşalan teknik direktörlük koltuğunu doldurmakta zorlanıyordu Fenerbahçe.Bu dönem aynı zamanda yazılı medya için de yüksek profilli isimlerin -Capello,Lippi,Löw- Fenerbahçe teknik direktörlüğü adına havada uçuşması demekti.Zira Fenerbahçe'nin sadece adı bile 300.000 sattırıyordu.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2008 Avrupa Futbol Şampiyonası'nda Türk Milli Takımı'nın elde ettiği başarıda payı bulunan Fenerbahçeli futbolcuların -en başta Semih- neden kendi takımlarında aynı performansı gösteremediği tartışıladursun,Fenerbahçe aynen bir önceki yıl olduğu gibi takımın vazgeçilmez bir parçasını bedelsiz olarak kaybediyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Orta sahanın defansif anlamda bütün yükünü çeken Aurelio Real Betis'in yolunu tutarken,o dönem İspanya Milli Takımı ile kampta bulunan son La Liga gol kralı Daniel Güiza,kendisini Fenerbahçe'ye bağlayan sözleşmeye,Fotomaç diliyle faks yoluyla imza atıyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu transfer ile birlikte Kezman illetinden kurtulup,La Liga gol kralını takımında bulan Fenerbahçe taraftarları sevinç çığlıkları atarken,henüz farkında olmadıkları &lt;b&gt;bir şey&lt;/b&gt; vardı !&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hücum hattındaki sıkıntıyı Güiza ile giderdiğini düşünen Fenerbahçe yönetimi,Aurelio sonrası orta sahada oluşan boşluğu da doldurmayı planları arasına dahil ediyordu.Her yıl bıkmadan usanmadan aynı hatayı ısrarla tekrarlayan Fenerbahçe yönetimi,haritada Türkiye'nin yerini dahi bulamayacak adamların peşinden haftalarca koşuyordu.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Xabi Alonso,Marcos Senna gibi oyuncular ha geldi ha gelecek diye kamuoyunda konuşulurken,oyuncular ve kulüpleri ikna ediliyordu edilmesine ama &lt;b&gt;oyuncuların eşleri Türkiye'ye gelmeye bir türlü ikna olmuyordu!Hem ayrıca çocukların okul sorunu da ayrı bir parantez istiyordu!&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Avrupa Futbol Şampiyonası sırasında biz taraftar olarak Teknik Direktörsüzlükten yakınırken başkan Aziz Yıldırım,o güne kadarki başkanlığı süresince kafa yapısına en çok uyan teknik direktör ile işi -bizden habersiz- bitirmişti bile.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İspanya Ligi gol kralından sonra İspanya Milli Takımını Avrupa Şampiyonu yapan Luis Aragones ile de 2 yıllık sözleşme imzalanmıştı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;O yıl 69 yaşında olan bir teknik adamla fikir birliğine varan başkan Aziz Yıldırım,sonraki günlerde de Emre Belözoğlu'nu tabiri caizse evlat ediniyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sezon başı hazırlıkları sırasında Aurelio'dan boşalan orta sahaya transfer yapılması gerekliliği hâla gündemin 1 numaralı sorusuyken  Aziz Yıldırım manevi evladı Emre Belözoğlu'nu askere,bir önceki sezonun tartışmasız yıldızı Deivid ise annesini bulutların üzerine uğurluyordu.Annesini kaybetmenin acısı ve travması yetmezmiş gibi bir de bacağı kırılıyordu İnter,Sevilla,Chelsea fatihinin.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yine aynı süreçte Selçuk Şahin alışılageldiği üzere bir önceki teknik direktöre gönderme yapmayı ihmal etmeyip, ''x gitti böyle oldu'' başlıklı röportajını Fanatik gazetesine verirken,transferin son gününde bayan Senna ve bayan Xabi'den olumlu yanıt alamayan Fenerbahçe yönetimi,Villarreal'in 33 yaşındaki genç oyuncusu Josico ile anlaşıldığını açıklıyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şampiyonlar Ligi önelemesinde Partizan engeli 2-2 ve 2-1'lik skorlarla aşılırken,takımın Şampiyonlar Ligi'nde geçen yıl bıraktığı yerden devam etmesi bekleniyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şampiyonlar Ligi grubunda Arsenal,Porto ve Dinamo Kiev ile eşleşen Fenerbahçe ilk maçını deplasmanda Porto ile oyunuyor ve son derece kötü bir oyunla sahadan 3-1 mağlup ayrılıyordu.Grubun ikinci maçında Kadıköy'de Dinamo Kiev ile karşılaşan Fenerbahçe,oyunun belli bölümlerinde baskı kursa da skor üretemiyor ve 0-0'lık sonuçla sahadan 1 puan ile ayrılmak zorunda kalıyordu.Grubun favorisi Arsenal ile Kadıköy'de üçüncü maça çıkan Fenerbahçe,5-2 gibi ağır bir skorla hezimet yaşıyordu.Bu maçta göze çarpan bir başka unsur ise Güiza'nın daha sonra bir çok kereler karşılaşacağımız son vuruşlardaki başarısızlığıydı.Bir sonraki maçta Emirates'e kendilerinin kırdığı rekoru egale edeceği duasıyla uğurlandı Fenerbahçe rakipleri tarafından.Bu maçta orta sahayı nadiren geçen Fenerbahçe,işin defansif yönünü başarılı bir biçimde sürdürüp bu zor deplasmandan bir puan çıkarmanın yanı sıra,bir maçta alınan en farklı mağlubiyet ünvanını da onların arzuladığının aksine rakiplerinde bırakıyordu.Dördüncü maç olan Porto karşılaşmasına ''Don't Give Up The Fight'' pankartı eşliğinde çıkan takım,daha ilk yarım saat dolmadan Lisandro'nun 2 golüyle Avrupa performansında eskiye dönüş yaptığının sinyallerini veriyordu.İkinci yarı oyuna dahil olan Kazım'ın 63. dakikadaki golü sadece teselli olurken,Fenerbahçe grubun son maçında deplasmanda Dinamo Kiev'e de beklenildiği üzere 1-0 mağlup oluyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir önceki yıl Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final oynayan,yarı finalin kapısından dönen takım o yıl galibiyet dahi alamadan 2 puan alarak Avrupa'ya veda ediyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu yazı dizisine ilk başladığım günden beri nacizane,hatırladığım kadarıyla,elimden geldiği,futbol bilgim elverdiği kadarıyla teknik-taktik,soyal çerçevede ve gelen gidenler ışığında Fenerbahçe'nin son yılları ile ilgili bir şeyler paylaşmaya çalışıyorum burayı okuyanlarla.Sezon bazlı ilerlemeye gayret ettiğim bu diziyi yazarken de genel olarak malzeme sıkıntısı çekmiyorum.Zira hem Fenerbahçe'nin çalkantılı yapısı,hem de kulübün son yıllardaki keskin çıkış ve inişleri bana sonsuz malzeme veriyor.Ancak Luis Aragones yönetiminde geçen 2008-2009 sezonu ile ilgili konuşacak,yazacak,tartışacak kayda değer bir veri gerçek anlamda yok.Ne diziliş,ne teknik-taktik anlamda,ne bireysel ne de takımın genel performansına dair kayda değer bir şey de.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Göreve getirildiğinde yönetime yönelik eleştirilerin tümü 70 yaşında olması üzerinden yürütülen Luis Aragones Fenerbahçe'ye hiç bir şey vermedi.Zaten istese de veremezdi.Lâkin bu onun yaşından ziyade Fenerbahçe'ye bakış açısı ile bağlantılıydı.Reddemeyeceğim bir emeklilik ikramiyesiydi şeklinde değerlendirdiği Fenerbahçe serüveni boyunca kulübede gözleri yarı açık,yarı kapalı fotoğraflar verdi &lt;i&gt;&lt;b&gt;dede.&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Teknik direktörün genç ya da yaşlı olması,tecrübeli veya başarıya aç şeklinde değerlendirilmesi büyük saçmalıktır benim gözümde.Zira Luis Aragones'ten sadece 1 yaş küçük olan Giovanni Trapattoni'nin bu &lt;b&gt;&lt;i&gt;işe&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; olan tutkusu antrenmana çıkışından tutun,düzenlediği basın toplantılarına kadar bulunduğu her alanda hissedilirken,Manchester United'da geçiridiği 24 yıl zarfında almadığı kupa,elde etmediği başarı kalmayan,Aragones'ten 3 yaş küçük Alex Ferguson hakemin beğenmediği her kararında hâla yerinden kalkıp ağızında sakızı ile Old Trafford'un merdivenlerinden büyük bir hırsla iniyor.Aragones'in ise o yıl herhangi bir maçta kulübede kısa bir süreliğine de olsa içinin geçtiğine yemin edebilirim.Yukarıda saydığım iki isim ile arasında yaşça çok fark olmasa da diğerleri &lt;b&gt;&lt;i&gt;işlerine&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; tutku ile bağlıyken,sobanın üstüne koyduğu mandalina kabuklarının kokusu eşliğinde,kanepesine uzanmış ve yarı uyuklar pozisyonda Harika Pazar'ı izleyen dede imajı vardı bizimkinde.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Başarıya aç&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; lafını da en az tecrübeli hoca lafı kadar saçma buluyorum.Zira Jose Mourinho Porto ile Uefa kupasını aldığında 40,yine aynı takımla Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu elde ettiğinde 41 yaşındaydı.Chelsea'yi 50 yıl aradan sonra Premier Lig şampiyonu yaptığında 42,İnter ile yeniden Şampiyonlar Ligi'ni aldığında 47 yaşındaydı ve artık doymuş olması gerekiyordu.10 yıllık teknik direktörlük kariyeri boyunca 2 kez şampiyonlar ligini almış olması onu kesmemiş olacak ki,İnter'in artık ona &lt;i style="font-weight: bold; "&gt;ufak &lt;/i&gt;geldiğini iddia edip Dünya üzerinde çalışılması en zor kulüp olan Real Madrid'in  yolunu tuttuğunda risk aldığının farkındaydı belki ama Dünya'nın açık ara &lt;i style="font-weight: bold; "&gt;en çok fark yaratan teknik direktörüyken &lt;/i&gt;bu imajın yıkılması korkusu gütmeden yeni bir maceraya hazırlıyordu kendini.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;''La Mancha'nın adını hatırlamak istemediğim bir köyünde...'' diye başlar Don Quijote ve yıllar sonra eğer o sezonla ilgili bir şeyler söylemek zorunda kalırsam,sanırım bende buna benzer bir cümle ile başlayacağım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama adettendir diye de ekleyelim.Beşiktaş,Fenerbahçe ve Galatasaray'ın olmadığı ligde,Sivasspor'un 5 puan önünde Şampiyon oldu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;Devam edecek...&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-8299019239847728437?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/8299019239847728437/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/10/yeni-sezona-girilirkenaynen-bir-onceki.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/8299019239847728437'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/8299019239847728437'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/10/yeni-sezona-girilirkenaynen-bir-onceki.html' title='Geçmiş-Bugün-Gelecek 7'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TM8uyHnfRZI/AAAAAAAAAH0/M9_2H4G8Gfo/s72-c/dede.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-1167729385879870686</id><published>2010-10-30T13:58:00.009+03:00</published><updated>2010-10-30T15:15:55.263+03:00</updated><title type='text'>Feliz Cumpleaños Dios</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TMwMI0Jym-I/AAAAAAAAAHo/NGPlwoGyVAo/s1600/mara.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TMwMI0Jym-I/AAAAAAAAAHo/NGPlwoGyVAo/s400/mara.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5533811387709692898" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TMwEEXPHDLI/AAAAAAAAAHQ/wBbyX0y5xkw/s1600/maradona+2010.jpg"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Teşekkürler Tanrım,Tanrı 50 yaşında...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-1167729385879870686?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/1167729385879870686/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/10/feliz-cumpleanos-dios.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/1167729385879870686'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/1167729385879870686'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/10/feliz-cumpleanos-dios.html' title='Feliz Cumpleaños Dios'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TMwMI0Jym-I/AAAAAAAAAHo/NGPlwoGyVAo/s72-c/mara.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-8653657497007680613</id><published>2010-10-26T02:24:00.002+03:00</published><updated>2010-10-26T02:25:17.994+03:00</updated><title type='text'>Bir Şey Yap Hoca...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TMYR0DOO1_I/AAAAAAAAAHI/Wpv3xzmGEXs/s1600/aykut_kocaman.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 192px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TMYR0DOO1_I/AAAAAAAAAHI/Wpv3xzmGEXs/s400/aykut_kocaman.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5532128778187102194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Mustafa Denizli büyük hocadır hep benim gözümde.Galatasaray'da da,Milli Takım'da da,Fenerbahçe'de de hep büyük işler başarmıştır.Son 30 yılda Türk futbolunun yetiştirdiği 2 büyük hocadan biridir.Fenerbahçe performansı hep Şampiyonlar Ligi'ndeki 0 puan kıstas alınarak eleştirilir ama bir sezon önce tarihin en kaliteli Galatasaray'ını geçip nasıl şampiyon olduğu konuşulmaz hiç.Beşiktaş'ı da göreve geldiği sene onun dışında hiç kimse şampiyon yapamazdı.Geçen yıl Beşiktaş'ı geriye fazla yasladığı için eleştirildi hep.Bu yıl o öne çıkan savunmanın halini görüyoruz.Büyük Mustafa'dır.Hem severim,hem çok saygı duyarım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Daum'a hep yaptıkları nedeni ile saygı duydum.Bana göre Fenerbahçe'nin kırılma noktasında getirildiği görevini layıkıyla yapmıştır.Kazandığı 2,son haftada kaybettiği 2 şampiyonluk vardır ki onları da kazansaydı şimdi nerede olurduk sorusu hep kafamı kurcalar aklıma her gelişinde.İçten pazarlıklı olabilir,İstiklal Marşı okuyup tribünlere oynamış olabilir,paragöz olabilir beni bunlar ilgilendirmez.Ben işin teknik-taktik yönünü konuşurum.Zira kızıma damat değil Fenerbahçe'ye hoca arıyorum ben kendi adıma.Yalan değil özlüyorum onun oyunu domine eden Appiah'lı,Anelka'lı takımını,oyuncuları yeni mevkilere devşirmesini.Oyuna pek müdahele edemezdi evet.Çok büyük bir taktisyen değildi o da kabul ama bilirdi bu işi.Doğru transfer yapar,topçudan anlar,takımı oynaması gerektiği gibi oynatırdı.Takım müthiş çalışırdı onun döneminde.Herkes 70'den sonra dururken onun takımı daha yeni başlardı maça.Topuz-Özer'i kanatlara koyardı ve belki çizgiye inemezdi ama top rakipteyken onlar da içeri devrilir orta sahaya direnç katarlardı.Kim ne derse desin benim için özeldir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zico'yu ilk yılında benim kadar eleştiren var mıdır çok merak ediyorum.Oyunu yavaş oynamalıyız dedi,Balili'yi Shevchenko yaptı,Tümer-Tuncay-Alex-Kezman-Deivid'i aynı anda oynattı vs. ben bunların hepsiyle dalga geçtim.Saçma sapan tespitler,oyuncu tercihleriydi.Bir sonraki yıl her anlamda çok değişti.Daha kontrollü,daha doğru futbol oynatmaya başladı.Zaman zaman oyuna müthiş taktiksel müdahelelerde de bulundu ve sonunda Avrupa'da başarı kriteri oluşturdu.Çok sevdim onu da sonradan ve utandım da daha önce söylediklerim için,itiraf ediyorum.Transferden,topçudan,Dünya futbolunun gittiği yerden falan pek anlamazdı ama oyuncuda bulunan potansiyeli bir kademe yükseltmeyi iyi bilirdi.Deniz'in,Uğur'un,Gökhan'ın,Deivid'in kariyerlerindeki en iyi dönemin onun dönemi olması tesadüf olamaz.Taktiksel olarak Daum'dan çok daha iyiydi.Takımın o yılki havası da çok farklıydı ve ben bunu onun yarattığını düşünüyorum.Haksız ve manasız biçimde gönderildiğini düşünürüm hep.O da özeldir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu yukarıdaki adamları,Fenerbahçe'nin bir dönem parçası olmalarının dışında,Fenerbahçe'yi başarılı kıldıkları için sevdim kabul ediyorum.Başarısız olsalardı mümkün değil sevemezdim onları,kendimi tanıyorum.Bu yukarıda adı geçen üç ismi de,onlardan başka nicelerini de yeri geldi acımasızca eleştirdim.Hayatımda tribünden hiç bir hocayı istifaya çağırmadım ama hepsine kızdım,hepsini eleştirdim hatta içimden,televizyon başındayken ve alçak sesle küfür bile ettim onlara.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sen de böyle değil hoca.Ne yaparsan yap kızamıyorum sana.Duyduğum his net olarak üzüntü.Biraz da hayal kırıklığı.Babamın oğlu değilsin benim ve kim olursan ol Fenerbahçe'yi senden daha çok seviyorum ama yine de kızamıyorum sana.Zira çocukluk kahramanımsın benim.Net hatırladığı ilk maç 4-3'lük Galatasaray maçı olan bir çocuğun kahramanın,o maçta ilk golümüzü atan adam olması çok normal belki ama yine o maçta 3 gol atan Hasan'ı da sevebilirdim kabul et.O zaman böyle her köşe başında bir Fenerium yok tabi malum ve babama sorsan 11 numaralı Fenerbahçe formasını o gün ne kadar arattığımı,8 numara ile ikna olmadığımı,belki o sana anlatır sana seni ne kadar sevdiğimi.Sigma deplasmanında da,3 gün sonraki Galatasaray maçında da gollerimizi atanın sen olması da bir etken,Trabzon'da attığın golün benim için ilk sahih şampiyonluğu getirmesi de.26 yaşındayım artık hoca ve inan bana ilk kez puan kaybettiğini görmüyorum bu takımın Kadıköy'de.Son mağlubiyette tribündeydim zira o zaman bir tribünümüz vardı ve biz liseli çocuklar için okuldan kaçıp bir Çarşamba günü Galasaray maçına gitmek neresinden bakarsan bak önemli bir şeydi.Bu yüzden yazacaklarımın da dün ile alakası yok.En fazla tetiklemiş olabilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Konuyu dağıtmayayım hoca.Seni ne kadar seversem seveyim,yaptığın hocalığı beğenmiyorum.Ankaraspor'da da beğenmiyordum,Konya'da da ,Malatya'da da.Fenerbahçe'nin başına geldiğinden beri de ne kadar istesem de sana inanmıyorum.Oynadığımız zorluk derecesi yüksek yedi maçı da kazanamamış olmamız hoşuma gitmiyor.Sezon başından beri oyun şablonunu oturtamayışın hoşuma gitmiyor.Bir dediğinin diğerini tutmaması hoşuma gitmiyor.Alex'e durup dururken gider yapıp sonra geri adım atman hoşuma gitmiyor.Stoch,Dia transferlerinden sonra 4-3-3 dizilişinden başka çaremiz olmayışını görmemen hoşuma gitmiyor.Attığımız 24 gole rağmen hala kötü hücum ediyor oluşumuz hoşuma gitmiyor.İki vasat üstü stoper artı bir vasat üstü defansif orta sahası olan her takımın bize kafa tutuyor olması hoşuma gitmiyor.Savunmanın aksaması,Lugano'nun geldiğinden beri en kötü oyununu oynaması hoşuma gitmiyor.Gökhan'daki düşüş,Alex'in 60. dakikadan sonraki her saniye oyundan alınabileceğini bilerek oynaması hoşuma gitmiyor.Yapabileceğin değişikliklerin Alex-Semih,Kazım-Dia,Stoch-Santos olacağını rakip takım antrenörünün bilmesi hoşuma gitmiyor.Takıntıların olması hoşuma gitmiyor kısacası hoca.Topuz-Emre ikilisi ile kurulmaz o orta saha hoca,yapma gözünü seveyim.Sen istediğin kadar 4-5-1 yaz o tahtaya,dünkü kadronun 4-2-4'den başka bir şey olmadığı ortadayken ve Galatasaray orta sahayı 5 kişi ile parselleyip bütün yolları kapamışken senin -hiç beğenmesem de- Christian'ı oyuna almayışın hoşuma gitmiyor.Takımın 60'tan sonra durması hoşuma gitmiyor.İsmail Kartal'ın,Ömeroviç'in yardımcıların olması vizyonsuz kılıyor seni kabul et çocukluk kahramanın benim.Fenerbahçe burası,Ankaraspor değil.Bunu sen bilmezsen kim bilecek.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Seni savunanların tek argümanı ''adam olman'' üzerindenken,seni eleştirenlere karşı ben ve benim gibi bunlara fazla takılmayanların eline bir koz ver hoca.Diyelim ki şunu yapıyor,bunu değiştirdi,böyle umut var,şöyle iyiye gidiyoruz.Bir şey yap hoca,bugüne kadarki bütün Fenerbahçe hocalarının saç stilini bile eleştirirken,seni poh pohlayan yavşaklardan bir farkımız olsun seni savunurken.Bir şey yap hoca,Betis'e attığın golü hala unutamıyorum.Bir şey yap hoca, ben seni oynatmıyorlar diye milli takımdan çocukken nefret etmiş ve bu travmayı hala atlatamamış bir adamım.Bir şey yap,ne bileyim sistem değiştir,diziliş ile oyna,başka adamları oynat,onu gönder,bunu al.Ama bir şey yap işte.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir şey yap hoca,kardeşim çocukluk kahramanıma küfür ediyor...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir şey yap hoca,çocukluk kahramanım ölüyor...&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-8653657497007680613?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/8653657497007680613/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/10/bir-sey-yap-hoca_26.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/8653657497007680613'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/8653657497007680613'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/10/bir-sey-yap-hoca_26.html' title='Bir Şey Yap Hoca...'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TMYR0DOO1_I/AAAAAAAAAHI/Wpv3xzmGEXs/s72-c/aykut_kocaman.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-1374603576182717423</id><published>2010-10-23T15:45:00.003+03:00</published><updated>2010-10-23T15:54:34.736+03:00</updated><title type='text'>Bildiğini Yap,Bildiklerini Unutmasınlar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TMLa17_ROAI/AAAAAAAAAG0/to3Pswng5u4/s1600/b1579591891_1097698974240_368.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TMLa17_ROAI/AAAAAAAAAG0/to3Pswng5u4/s400/b1579591891_1097698974240_368.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5531223912535373826" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Takımların genel durumu,kadro kalitesi,teknik ekip farkı,kulüp içi karışıklıklar,ev sahibi olma avantajı vs. bunların hepsi hikaye.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Fenerbahçeli futbolcu arkadaşım,sen sahaya çık bildiğini yap.Sen yap ki ne onlar,ne onların çocukları,ne de onlardan da sonra gelecek kuşaklar neyi bildiklerini unutmasınlar...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-1374603576182717423?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/1374603576182717423/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/10/bildigini-yapbildiklerini-unutmasnlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/1374603576182717423'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/1374603576182717423'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/10/bildigini-yapbildiklerini-unutmasnlar.html' title='Bildiğini Yap,Bildiklerini Unutmasınlar'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TMLa17_ROAI/AAAAAAAAAG0/to3Pswng5u4/s72-c/b1579591891_1097698974240_368.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-6015590005171353462</id><published>2010-10-09T19:35:00.005+03:00</published><updated>2010-10-09T19:54:02.638+03:00</updated><title type='text'>''Kimsenin Unutamayacağı Bir Penaltı Kurtardım''</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TLCdH-PnczI/AAAAAAAAAGs/q6Uh_XrkCg4/s1600/che-guevara.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 319px; height: 314px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TLCdH-PnczI/AAAAAAAAAGs/q6Uh_XrkCg4/s400/che-guevara.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5526089503076741938" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;''Kimsenin unutamayacağı bir penaltı kurtardım'' diyordu ve o penaltıyı kurtardığında Küba Devrimi'ne sadece 6 yıl,Birleşmiş Milletler'de yapacağı konuşmaya 11 yıl,Kongo'ya gitmesine 12 yıl vardı.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Doktor,motosikleti ile Latin Amerika'yı gezen bir maceraperest,kaleci,devrimci,kumandan,gerilla oldu sırasıyla ve 53 yıl önce tam da bugün Bolivya'da,CIA destekli Bolivya ordusunda bir başçavuş olan Mario Teran tarafından öldürüldü.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hasta Siempre Comandante...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-6015590005171353462?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/6015590005171353462/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/10/kimsenin-unutamayacag-bir-penalt.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/6015590005171353462'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/6015590005171353462'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/10/kimsenin-unutamayacag-bir-penalt.html' title='&apos;&apos;Kimsenin Unutamayacağı Bir Penaltı Kurtardım&apos;&apos;'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TLCdH-PnczI/AAAAAAAAAGs/q6Uh_XrkCg4/s72-c/che-guevara.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-5907425120442134485</id><published>2010-09-26T20:20:00.004+03:00</published><updated>2010-09-26T21:04:33.256+03:00</updated><title type='text'>Bu Golü Bana Bir Anlatın</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;object width="480" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/2RRGeIketm4?fs=1&amp;amp;hl=en_US"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/2RRGeIketm4?fs=1&amp;amp;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1993 yılında Kashima,İmparatorluk Kupası için Tohoku Sendai ile oynuyordu ve kendisinin de söylediği gibi o,hayatının en güzel golünü o gün atacaktı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;Ve bu golü görmekten mahrum olan körler ,&lt;/i&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;''Bu golü bana bir anlatın'' diyorlardı...&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;Eduardo Galeano-Gölgede Ve Güneşte Futbol&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-5907425120442134485?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/5907425120442134485/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/09/bu-golu-bana-bir-anlatn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/5907425120442134485'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/5907425120442134485'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/09/bu-golu-bana-bir-anlatn.html' title='Bu Golü Bana Bir Anlatın'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-8739614404695156045</id><published>2010-09-24T04:15:00.005+03:00</published><updated>2010-09-24T04:19:52.750+03:00</updated><title type='text'>Geçmiş-Bugün-Gelecek 6</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TJv7_AZPQJI/AAAAAAAAAGk/WTxFGg2RqDw/s1600/rise+1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 284px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TJv7_AZPQJI/AAAAAAAAAGk/WTxFGg2RqDw/s400/rise+1.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5520282828128862354" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: left; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;B&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;aşından sonuna sıkıntıların,acıların,ayrılıkların yaşandığı ancak mutlu son ile biten Türk filmleri tadındaki 100.yılın ardından çatlak seslere rağmen -doğru bir kararla- Zico ile devam kararı alan Fenerbahçe yönetimi,aynı tutarlılığı futbolcular konusunda koruyamayacağının sinyallerini ilk olarak o günlerde veriyordu. Kendini dev aynasında gören,Dünya'nın en iyi forvetlerinden biri olduğunu düşünen Mateja Kezman'nın aldığının 1 Euro fazlasına kalacağını belirten Tuncay Şanlı,Türkiye'de her zaman yaşanan yerli-yabancı ayrımına tabi tutuluyor,başkan Aziz Yıldırım bir Türk oyuncuya o kadar para verilemeyeceğini savunuyordu. Middlesbrough yolunu Tuncay Şanlı ise büyüklüğü Fenerbahçe ile kıyaslanamayacak,düşük profilli bir takımı terchih ettiği için hem taraftar hem de bir kısım medya tarafından kıyasıya eleştiriliyordu. Seyirci ortalaması bırakın Premier Lig'i Championship ile bile kıyaslanamayacak bir ülkenin spor -skor- yazarları tarafından yapılan eleştiriler sürekli Fenerbahçe-Middlesbrough karşılaştırması üzerinden yürütülürken,25 yaşındaki bir Türk oyuncunun Premier Lig tecrübesi yaşamak isteme ihtimali üzerinde kimse durmuyor,kariyerini İngiltere'de devam ettirmesinin ''major'' takımların gözünün önünde bulunması demek olduğunu bencilce bir tavırla görmezden geliniyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Sonuç olarak Fenerbahçe'de geçirmiş olduğu 5 yıl boyunca bir kez olsun kasıtlı faul yapmayan,hakemi aldatmaya yönelik harekette bulunmamış,yaşanan saha içi arbedelerde hiç bir zaman yer almamış Fenerbahçe'nin 2.kaptanı -kalsa kaptan olacaktı ve bana göre o pazuband koluna herkesten çok yakışacaktı- yuvadan uçuyordu. Tuncay ile birlikte ruhunun son parçasını da kaybettiğinin farkında olmayan Fenerbahçe yönetimi ise o sıralarda yıllardır hayalini kurduğu Roberto Carlos transferini gerçekleştiriyordu. Tuncay dışında,kaptan bellediği ve çok değil bir kaç yıl sonra bunun ne derece hatalı bir karar olduğu ortaya çıkacak Ümit Özat Köln'nün yolunu tutarken,Rüştü Reçber en sonunda ve bir daha geri gelmemek üzere takımdan ayrılıyor,kıta değiştirip siyah-beyaz renklere bürünüyordu. Takıma ise Roberto Carlos dışında,Rizespor'dan Yasin Çakmak,Sunderland'den Colin Kazım ve Metin Diyadin'in tavsiyesi üzerine Oftaş'tan Gökhan Gönül katılıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Yeni sezona bir önceki sezonun kopyası gibi başlayan Fenerbahçe,ligin ilk haftasında belalısı İ.B.B'ye 2-0 mağlup oluyor,Şampiyonlar Ligi önelemesinde ise Anderlecht ile eşleşiyordu. Bu sıralarda gelen Stephen Appiah'ın sakatlandığı haberi ise can sıkıyor ancak kısa süre içinde sahalara döneceği yönünde yapılan açıklama yüreklere su serpiyordu. Appiah'ın yokluğunda orta sahayı Deniz-Aurelio ikilisinden kuran Zico yönetimindeki Fenerbahçe,Kadıköy'deki ilk maçı Alex'in golüyle 1-0 kazanırken ortaya konan oyun kimseyi tatmin etmiyor,geçen sezondan miras kalan uyumsuzluğun devam ettiği gözlemleniyordu. Deplasmanda Alex ve Kezman'ın golleriyle gelen 2-0'lık galibiyet ile 1 yıl uzak kaldığı Şampiyonlar Ligi'ne adım atan Fenerbahçe,İnter,Cska,Psv kurasını çekiyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Takımın verdiği genel görüntüye dayanarak yapılan yorumlar grubun zorlu olduğu,3.olup Uefa kupasına katılınmasının başarı sayılması gerektiği yönündeydi. Ligdeki istikrarsızlığın devam edip sırasıyla Oftaş,Rize ve Bursaspor ile 1-1 berabere kalındığı bir dönemde,Kadıköy'de İnter'in karşısına dikiliyordu Fenerbahçe. Sahadan Devid'in muhteşem golüyle 1-0 galip ayrılırken,sayısız gol pozisyonu kâh Julio Cesar elinde kâh reklam panolarında eriyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bu maç ile birlikte ortaya çıkan 2 şey vardı. Bunlardan birincisi ligde tel tel dökülen takımın Avrupa'da bir başka oynadığı,daha motive,daha konsantre ve daha aç gözüktüğüyken,ikincisi ise&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;stajyer&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; Zico'nun geçen sezon temellerini attığı kendi sistemini oturtma çabasının sonuç vermeye başladığıydı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Yavaş,temposuz,garanti pasa dayalı,defans hattının olabildiğince geriye yaslandığı bu oyun anlayışına,Zico'nun kafasındaki dizilişe uygun özellikte olan oyuncuları doğru antrene etmesi ekleniyor,Fenerbahçe geçen sezon yaşadığı sıkıntılardan arınmaya başladığının sinyallerini veriyordu. Dörtlü defansın soluna yapılan Roberto Carlos takviyesi ile birilikte takım 4-2-3-1 dizilişine dönerken,Tuncay'ın ayrılığı sonrasında soru işareti olarak kalan sol kanat Uğur Boral ile dolduruluyor,bir önceki sezonun en kötü ismi Deivid sağ kanada yerleşiyordu. Tercih edilen bu temposuz oyun anlayışının getirisi olan ileride çoğalamama,üçüncü bölgede ihtiyaç duyulan rakip defansın dengesini bozacak ekstra adam eksikliği gibi sorunlar bazen kanat beklerinin bindirmesi,genel olarak ise Deivid'in içeri kat edip Alex ile birilikte forveti üçlemesi ile mümkün olan en az seviyeye indiriliyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Kanat beklerinin bindirmelerinin hayati önem taşıdığı bu taktik anlayışta Carlos-Uğur ikilisinden oluşan sol taraf neredeyse kusursuz işlerken,sağ kanatta ise Devid'in kabuk değiştirmesi bile yeterli olmuyor,arkasında oynayan Önder ne Deivid'in boşalttığı kulvarı kullanabiliyor ne de işin savunma yönünde gerekli katkıyı sağlayabiliyordu. İyi dripling yapabilen oyuncular karşısında çok zor durumlara düşen Edu-Lugano tandemine zaman zaman -canı istediğinde- Roberto Carlos ters kademeye girerek yardımcı olurken,ters kanatta oynayan Önder rakip forvetlere kaleye kadar eşlik ederek büyük bir misafirperverlik örneği gösteriyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Şampiyonlar Ligi'nin ikinci maçında Moskova deplasmanına çıkan Fenerbahçe maçın başında Alex ile golü bulsa da Edu'nun iki asisti sonrası mağlup duruma düşüyor,2-1'den sonra da yukarıdaki tanıma uyan Vagner Love'un şovu başlıyordu. İşte tam bu sırada Daum'un iyi ''antrenör'' olmasına rağmen hiç bir zaman beceremediği taktisyenlik adına ilk sinyali çakan Zico oyundan Edu ve Lugano'yu çıkarırken onların yerine daha süratli olan Gökhan Gönül ve Yasin'i,gol bulmak zorunda olduğu için de Deniz'in yerine Kazım'ı dahil ediyordu.Önder-Yasin ikilisini geride bekletip Gökhan ile sağdan Roberto Carlos ile soldan sürekli bindirmeye başlayan Fenerbahçe 85'te -biraz da şansın yardımıyla-Deivid ile golü bulup İstanbul'a 1 puanı alıp dönüyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Deplasmandaki Psv maçında önce Alex'in sakatlanması sonrasında ise Deivid'e gösterilen saçma sapan kırmızı karta rağmen iyi bir oyun sergileyen Fenerbahçe,zaten sisteminin odak noktası olan rölanti oyunun dozunu 10 kişi kalınca -haklı olarak-daha da arttıyor ve bu deplasmandan da 1 puan almayı biliyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Şampiyonlar Ligi'nde deplasmanda alınan 1 puan her zaman değerlidir ancak bu maçta bundan daha değerli,uzun vadede daha fazla fayda sağlayacak bir gelişmeye daha imza atıyordu &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;stajyer&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Zico.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Takımın işlemeyen tek noktasına neşter vuruyor,Daum'un hiç bir zaman cesaret edemediği,edemeyeceği bir karar vererek daha önce bir kaç lig maçında denediği Gökhan Gönül'e ilk onbirde şans veriyordu. Verilen şansı mükemmel kullanan Gökhan Gönül ortaya koyduğu oyunla bundan sonra burası benim diyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ligde ise işler geçen sezona nazaran daha iyi gidiyordu. Ekim ayının ortalarında başlayan çıkışla birlikte takım önce 4 ardından da 5 maçlık galibiyet serileri yakalayarak çıkışa geçiyor,sezon başındaki ''ruhsuzluğa'' ithafen tribüne asılan ''Tuncay ruhunu gönder'' pankartı apar topar kaldırılıyordu. Ligdeki bu çıkışta büyük payı olan Tümer Metin ise Avrupa kupası maçlarında tercih edilmiyordu. Bu döneme dair kötü anı olarak Appiah'ın bitmek bilmeyen sakatlığı akıllarda yer ederken,nihayet Semih ''Are You Big Player'' Mateja Kezman'ın sakatlığı sonrası formayı alıyordu. Aurelio ile mükemmel bir uyum yakalayan Deniz Barış'ın sakatlığının kısa süreceği açıklanırken o bölgeye taraftarın bir başka &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;sevgilisi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; Selçuk yerleşiyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Şampiyonlar Ligi'nde kilit maç olan içerideki Psv maçına cezalı Deivid'in yerine Kazım ile başlayan Fenerbahçe,önce Kazım'ın sert şutunde Marcellis'in ayağına çarpan topla 1-0,hemen bir dakika sonrasında ise Semih ile 2-0 öne geçiyordu. Dört maçta aldığı 8 puan ile tarihinde ilk kez gruplardan çıkmaya çok yaklaşan Fenerbahçe,grubun beşinci maçında San Siro'da İnter ile karşılaşıyor,son derece silik bir oyun sonrasında sahadan 3-0 mağlup ayrılıyordu.Artık Kadıköy'de CSKA'yı yenmekten başka bir yol yoktu...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Maça müthiş başlayan Fenerbahçe çok sayıda gol pozisyonundan faydalanamazken,Edu defansın bir anlık hatasını affetmiyor ve CSKA'yı 1-0 öne geçiriyordu. Acil olarak şoktan çıkması gereken takıma kaptan suni tenefüs yapıyor,harika bir sol dış ile 25 metreden ağları sarsıyordu. Devre bitmeden kariyerinin en iyi sezonunu geçiren Uğur Boral skoru 2-1'e taşıyor,aynı oyuncu 89'da bir tane daha atıp Fenerbahçe'nin artık Şampiyonlar Ligi ikinci turunda olduğunu ilan ediyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Devre arasına gelindiğinde Fenerbahçe ligde 37 puanla aynı puandaki lider Sivasspor'un averajla gerisinde kalıyor,daha önce sakatlıkları kısa süreceği açıklanan Deniz ve Appiah'ın ise sezonu kapattıkları haberi geliyordu. Orta sahanın ortasında Selçuk ve Aurelio dışında alternatifi kalmayan takıma ''Alex'in tavsiyesi'' ile Şili'li Maldonado takviyesi yapılırken,Şampiyonlar Ligi ikinci turunda Sevilla ile eşleşiliyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bikini tartışmaları arasında çıkılan Sevilla maçlarından önce medyanın genel kanısı takımın Avrupa için bu yılki hedefine ulaştığı ,son iki sezonun Uefa kupası sahibi Sevilla'nın Fenerbahçe'yi rahat geçeceği yönündeydi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Kadıköy'deki ilk maça &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;maalesef iyileşen&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; Kezman ile başlayan Fenerbahçe,bu oyuncunun kafası ile 17.dakikada öne geçiyor ancak bu dakikadan sonra artan Sevilla baskısında defansın arkasına güzel bir koşu yapan Edu'nun şık vuruşu ile golü kalesinde görüyordu. Devre bu sonuçla biterken Edu Şampiyonlar Ligi'ndeki gol sayısını 2'ye çıkartıyor,CSKA maçında yaptığı 2 asist ile de Alex'i kıskandırmayı başarıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İkinci yarıya oyuncu değişikliği yapmadan çıkan Fenerbahçe'de Lugano,Edu'yu kıskananın bir tek Alex olmadığı söylüyor ve 57. dakikada vurduğu kafa ile takımını 2-1 öne geçiriyordu. Bu golün 8 dakika sonrasında bu kez Sevilla stoperi Julien Escude skoru 2-2'ye,gol öncesi kaval kemiğini kırmaya yeltendiği Roberto Carlos'u ise Acıbadem Hastanesi ortopedi servisine taşıyordu. 2-2'den sonra Zico 75'te Uğur Boral'ın yerine Kazım'ı ardından da 84'te Kezman'ın yerine Semih'i oyuna alıyordu. Oyuna girdikten 3 dakika sonra ağları sarsan&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;nöbetçi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;,Fenerbahçe'nin Endülüs'te Raks'a 3-2'lik avantajla gideceğini haykırıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Rövanşa klasik diziliş ve oyuncu tercihi ile çıkan Fenerbahçe'de tek değişiklik,sakat Roberto Carlos'un yerine mekanik problemli Vederson olurken,tribündeki 2500 kadar Fenerbahçe taraftarının sesi yeri göğü inletiyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Sevilla 5.dakikada Dani Alves'in frikiği ile 1-0,bundan 4 dakika sonra ise Seydou Keita'nın Malaga'dan vurduğu ve Jabulani'ye ilham veren fizik kurallarına aykırı şut ile 2-0 öne geçerken,Volkan'ın konsantrasyonu yerlerde sürünüyor,maçın daha ilk 10 dakikası geçilmeden Ahmet Çakar bikini korkusunu yeniyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ben de dahil olmak üzere maçın farka gittiğini düşünen Fenerbahçe taraftarının imdadına topu iğne deliğinden geçiren sezonun tartışmasız yıldızı Deivid yetişse de,devrenin sonlarına doğru Lugano'nun ıskaladığı topta Frederic Kanoute din kardeşi falan dinlemeyip skoru 3-1'e taşıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İkinci yarıya çıkarken Fenerbahçeli taraftarlarda,bu seviyede verilen mücadeleden dolayı mutluluk,45 dakikada yenen 3 golden dolayı hüzün,geriye bir başka 45 dakika daha kalmış olmasından dolayı da umut vardı. Zico ilk değişikliği 63'te Selçuk-Semih takasıyla yaparken risk alıyor bunun karşılığını da 79'da arka direkte biten Deivid ile alıyordu. Fenerbahçe bu dakikadan sonra zaman zaman gol pozisyonları verse de maçı önce uzatmalara ardından da penaltılara taşımayı başarıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Hali hazırda yeterince zor bir sınav olan Fenerbahçeliliğin üstüne bir de seri penaltı atışları eklendiğinde bu iş bir tutkudan ziyade kardiyolojik bir vaka halini alıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Edu'nun kaçırıp,Vederson,Kezman ve Aurelio'nun gol yaptığı penaltı atışlarında,maçın ilk 10 dakikasında 2 hatalı gol yiyen Volkan,Escude ve Maresca'ya vermediği izni son penaltıda Dani Alves'e de vermeyip milyonlarca Fenerbahçeli'nin kafasını,kolunu,bacağını masa,sandalye,sehpa,kanepe ve hatta avizeye çarpmasına sebep olurken,vücutlarda oluşan darbeye dayalı ödemlerin tedavisi beyninden vücuda salınan serotonin,melatonin ve endorfin hormonları ile gerçekleştiriliyordu. Dünya üzerindeki milyonlarca Fenerbahçeli kendinden geçerken;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Zil,şal ve gül.Bu bahçede raksın bütün hızı...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Şevk akşamında Endülüs üç defa kırmızı...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;dizelerinin sahibi Yahya Kemal yanlış biliyordu.O akşam her yer sarı lacivertti...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ligdeki konumunu 27.haftada aldığı 3-0'lık Kasımpaşa galibiyeti ile liderliğe yükselten Fenerbahçe'nin bu kez Londra yolculuğu yapacağı Cenevre'de belli olurken,bir hafta sonra çıkılan İnönü'deki Beşiktaş maçında Alex şov yapıyordu.Maçı 2-1 kazanan Fenerbahçe ikinci Galatasaray'ın 2 puan önünde koltuğunu koruyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Zengin semtin,zengin takımı Chelsea cephesinde ise Fenerbahçe adına sevindirici gelişmeler devam ediyordu. Sezon ortasında gönderilen Jose Mourinho'nun yerine Avram Grant getirilmesi yetmezmiş gibi bir de kaleci Petr Cech sakatlanmıştı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Kadıköy'deki ilk maça cezalı Gökhan Gönül hariç tam kadro çıkan Fenerbahçe,maçın ilk yarısı boyunca bu seviyede maç oynama tecrübesi kendisinden çok daha fazla olan rakibi karşısında çok silik gözükürken,daha henüz 13.dakikada bu sezonki laneti olan kendi kalesine gol atma ritüeli trajik bir biçimde devam ediyor,bu sefer de Deivid ile kendi ağlarını sarsıyordu.Bu golle beraber Samsunsporlu Ercan'ın bir sezonda kendi kalesine attığı toplam gol sayısını egale eden&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Fenerbahçeli futbolcular,taraftarın boynunun bükülmesine istemeden de olsa sebep oluyorlardı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Chelsea'nin ilk yarı boyunca topa ve dolayısı ile oyuna olan hakimiyeti,devre arası taraftar sohbetlerinde rakibin bize biraz büyük geldiği,buraya kadar gelmenin bile büyük bir başarı olduğu,yenilsek bile üzüntü duyulmayacağı yönündeyken,soyunma odasındaki &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;stajyerin &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;buna itirazı vardı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İkinci yarıya oyuncu değişikliği yapmadan çıkan Fenerbahçe'de Zico,Dani Alves'e yaptıklarını Essien'e yapamayan Uğur Boral'ı 54'te oyundan alıyor yerine Kazım'ı sokuyordu. Bu değişiklikten sonra Deivid sola,Kazım sağa geçerken,Zico'nun bu denemesi 64'te Aurelio'nun harika pasına güzel vuran Kazım'la ilk meyvesini veriyor,Fenerbahçe skoru 1-1'e taşıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;1-1'den sonra oyun her iki takımın da vites küçültmesi ile rölantide devam ederken,80.dakikada Maldonado hayatında ilk kez öne doğru bir pas verdi. Bu tarihi anı daha da ölümsüzleştirmek isteyen Deivid,kendi kalesine attığı golü beğenmemiş olacak ki inanılmaz bir şutla skoru 2-1'e getiriyordu.Artık bomba Chelsea'nin kucağındaydı...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Rövanşa çıkarken ilk maçın ilk yarısındaki ''olsun lan'' ruh hali yerini hem galibiyetle gelen özgüvene,hem de baskıyı rakibin daha çok hissetmesinden dolayı biraz da olsa rahatlamaya bırakırken,Zico ilk maçı bitirdiği onbiri sadece cezası biten Gökhan Gönül değişikliği ile sahaya sürüyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İki ayaklı maçların deplasman ayağında ilk 15-20 dakika gol yememek her zaman öndemlidir.Hele ki bu bir İngiltere deplasmanı ise daha da önemlidir. Haçlı Seferleri'nden beri duran topları etkili kullanan İngiliz takımlarına karşı tehlikeli bölgede faul yapılmaması gerektiğini o yıl 79 yaşında olan babaannem bile bilirken,imalat aşamasına mekanik olarak hatalı üretilen Vederson daha henüz 4. dakikada arkası dönük ve taca çıkmak üzere olan Essien'i indiriyordu. Lampard'ın ortasına iyi yükselen ilk maçın Chelsea adına en iyi ismi Ballack da bizim için en kötü senaryoyu yayın akışına dahil ediyordu. Golün şokunu bir süre atlatamayan Fenerbahçe karşısında Chelsea akın akın gelmeye devam ediyor,sağdan Joe Cole,soldan Kalou ile sürekli pozisyon yaratıyordu.Bu arada Chelsea'nin yedek kalecisi Cudicini sakatlanırken yerine takımın üçüncü kalecisi Hilario giriyordu.En azından bu iyi bir şeydi...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İkinci yarı başlarken b&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;en de dahil bir çok Fenerbahçeli,takımın bundan sonrasında şuursuzca saldırıp,defansın arkasında boşluklar bırakacağını düşünürken &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;stajyerin&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; takımı sakin kalmayı başarıyor,zaman zaman pozisyonlar verse de skor olarak oyuna tutunmayı başarıyordu. 60'ta Maldonado-Kezman,75'te Uğur Boral-Semih değişiklikleri yapan Zico takımı biraz daha öne çıkarmaya çalışıyordu. Rakibin yakaladığı pozisyonlar harika oynayan Volkan'ın ellerinde erirken,86'da Gökhan'ın yarım volesi ,30 saniye sonrasında ise Kazım'ın şutu &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Hilario tarafından inanılmaz bir şekilde çıkarılıyor,bu topun dönüşünde ise Essien'in Hyde Park'ta yürüyüş yapar gibi Vederson'u geçip yaptığı ortaya Lampard ayak koyuyor ve skoru 2-0'a taşıyordu. Bu gol taraftarın üzüntüsünü katlarken o sırada farkedemediğimiz bir şeyler yaşanıyordu.Fenerbahçe,Şampiyonlar Ligi Çeyrek final ikinci maçında Stamford Bridge'de Chelsea'ye karşı 88.dakikada 2-0 mağluptu ve bizim hala tur umudumuz vardı.Belki biz bunun farkında değildik ama kendini yerden yere atan Drogba'nın tek istediği maçın çabuk bitmesiydi.İşte orada yatıyordu,hiç bir darbe almamasına rağmen kendini yere atmış ve bunu hakeme yedirmişti.Üstelik zaman geçirmeye çalışıyor,yerden kalkmıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Sonuç olarak,en azından tabelaya göre Fenerbahçe Chelsea'ye 2-1 ve 0-2'lik skorlarla elenmişti ve bundan daha doğal bir şey olamazdı. Belki çok fazla üzülmemeliydik bu onurlu mağlubiyet karşısında ama o gece yastığa kafasına koyan her Fenerbahçeli'de hüzün,yaşanan gurura ağır basıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Çok yakındı be...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Avrupa'ya veda edilirken Türkiye Kupası'nda da Galatasaray'a 0-0'ın -inanılmaz ama Galatasaray Kadıköy'de yenilmedi- rövanşında 2-1'lik skorla elenilirken hakem Cüneyt Çakır tartışmalı kararlara imza atıyor,maçın sonunda Volkan Lincoln'ü Cevahir AVM'ye kadar kovalıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Elde kalan son kale olan ligde ise işler,30.haftadaki Ankaraspor maçına kadar yolunda gidiyordu. İkinci Galatasaray'ın 2 puan önünde çıkılan bu deplasmanda takım 2-1 öndeyken 87.dakikada bir penaltı kazanılmış,herkes topun başına Alex'i beklerken oyuna 81'de dahil olan Kezman atışı kullanmak üzere geriliyordu. 2 yıl boyunca afra,tafrasından geçilmeyen Sırp oyuncu &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;sevenlerini&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;şaşırtmıyor ve topu tribünlerin üzerinden geçirirerek Çankaya köşküne kadar ulaştırıyordu. Uzatma dakikalarında ise daha kötü bir şey oluyordu. Oluşan karambolde topa ayağını uzatan Mehmet Yılmaz skoru 2-2'ye getirirken Fenerbahçe'yi sezon başından beri ilk kez kazanmak zorunda olduğu bir maçla başbaşa bırakıyordu. Federasyonun o yıl aldığı karar doğrultusunda ikili averaj kuralı geçerliliğini yitirdiğinden dolayı genel averaja bakılıyor,bu da kafa burun giden averaj hesabına bakmadan galibiyeti her iki takım açısından da zorunlu kılıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Maç sonunda eleştiriler penaltı pozisyonu üzerinde yoğunlaşırken,kimileri Zico'nun disiplinsizliğinden dem vuruyor,kimileri topu uzay boşluğuna vuran Kezman'a kızıyor,kimileri ise buna izin veren takımın kaptanı Alex'i eleştiriyordu. Ve aslına bakılırsa maalesef herkes haklıydı...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;2 hafta sonra Sami Yen'e rakibi ile aynı puan ve +1 averaj ile çıkan Fenerbahçe sanki şampiyonluk düğümünü çözecek maçta değil de bir hazırlık maçındaymış gibi oynuyordu. İnter'i,Sevilla'yı,Chelsea'yi dize getiren takımın bu olduğuna inanmak için en az 2 şahit gerekiyordu. Edu-Volkan ikilisinin 37.dakikada hazırladığı pozisyonda Nonda'ya sadece dokunmak kalırken geriye kalan 50 dakikada Fenerbahçe tek bir pozisyona dahi giremiyordu. Bir takımın ne şart altında olursa olsun böylesine önemli bir maçta bu derece vurdum duymaz bir tavra bürünmesi anlaşılır bir şey değildi. Ligin geriye kalan bölümü 5-3'lük Galatasaray-Sivasspor maçı sayılmazsa formalite havasında geçiyor ve skor 17-17'ye geliyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Fenerbahçe şampiyonluk delisi bir camiadır.Diğer rakiplerinde bulunan şampiyonluk isteğinin çok dışındadır onun bu talebi.Ne Avrupa başarısı ne de Kupa vs. gibi yan etkenler kesmez Fenerbahçe'yi.O şampiyonluğa tam anlamıyla bağımlıdır.O olmadan nefes alamaz,kalbi atmaz. Onu göremeyecekse kör olsundur.Başkan bile o sezon takımın yürüye yürüye şampiyon olması gerektiğini söylemiştir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bir de Fenerbahçe hiç bir şeyden ders almaz. Hatalarından ders çıkarıp bunları düzeltme yoluna gitmez. Hastanın acısının dinmesi için morfine ihtiyaç vardır ancak onu öldürüp acısını dindirmek daha kolaydır Fenerbahçe için. Denizli'de kaybedilenin bir şampiyonluktan çok daha fazlası olduğu sonradan ortaya çıksa da ,Zico kumarının tutmasını Zico'dan ziyade kendilerine bağlayanlar bir kez daha şampiyon olamayan hoca ile yollarını ayırmayı tercih ediyorlardı. Kısaca onu getirmekle yaptıkları hatayı göndermekle tekrarlıyorlardı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Zico'yu göndermek için yardımcısı olan kardeşini istememelerinden tutun,tercümanın idmanda şut atmasına,Maldonado transferi ve kadrodaki yerinden tutun,Ankaraspor maçında kaçan penaltıya kadar onlarca bahane bulur takımı yönetenler. Yeni sezon hazırlıkları başlarken artık bu güzel adam burada değildir ve yönetime göre artık herşey onların ellerinde daha güzel şekillenecektir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;O yaz 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası vardır ve katılan 16 takımdaki istisnasız her futbolcu ve hoca Fenerbahçe'ye gelmek için sıraya girmişlerdir...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Devam edecek...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-8739614404695156045?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/8739614404695156045/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/09/gecmis-bugun-gelecek-6.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/8739614404695156045'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/8739614404695156045'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/09/gecmis-bugun-gelecek-6.html' title='Geçmiş-Bugün-Gelecek 6'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TJv7_AZPQJI/AAAAAAAAAGk/WTxFGg2RqDw/s72-c/rise+1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-5928642394704427855</id><published>2010-09-09T10:33:00.006+03:00</published><updated>2010-09-24T04:20:11.606+03:00</updated><title type='text'>Hem Belki Fenerlisindir...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TIiOVtAf_vI/AAAAAAAAAGE/wfR6GNItPdM/s1600/ersan.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 312px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TIiOVtAf_vI/AAAAAAAAAGE/wfR6GNItPdM/s400/ersan.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5514814247225261810" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İçinde Fenerbahçe'nin olmadığı herhangi bir spor müsabakasının beni heyecanlandırma ihtimali dahi yoktur.Futbol milli takımı bile,çok kişinin değerlendirmesine göre vatan haini veya su katılmamış bir kansız olmamdan kaynaklı olarak zerre kadar umurumda değildir.Memlekette yerin yerinden oynadığı 2002 Dünya Kupası ve 2008 Avrupa Şampiyonasında bile kalbim Fenerbahçe'nin ligde oynadığı alelade bir maçtakinin onda biri kadar dahi atmadı.Ne yapayım hiç bir şey hissetmiyorum,hissedemiyorum.Buna benzer bir şekilde Fenerbahçeli olmayan veya en azından bir dönem Fenerbahçe forması giymemiş bir Türk sporcuyu sevme ihtimalim de yoktur benim.&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İki istisna dışında.Bunlardan birincisi olan Türk Milli basketbol takımı kendimi bildim bileli beni yerime oturtmuyor.99'daki Fransa maçında Haluk'un çemberin içinden çıkan topundan tutun,bütün şampiyonayı tribünden takip ettiğim 2001'deki Almanya maçında Hidayet'in aldığı hücum ribaunduna kadar da hepsi hafızamdadır.İsveç'te de,İspanya'da da,Polonya'da da çok sevinip çok üzüldüğüm maçlar olmuştur.Kısaca bana Fenerbahçe dışında herhangi bir duygu yaşatan ikinci takımdır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Milli takıma karşı olan bütün bu sevgime rağmen Fenerbahçeli olmayan hiçbir milli basketbolcuya öyle aman aman bir sevgi beslemedim.Ta ki Ersan'a kadar...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;2006 Japonya'dan beri aralıksız milli takım forması giyip bir gün olsun mırın kırın etmeyen bu çocuğa tabiri caizse hastayım.Duruşu,topun yönüne havada karar verdiği şut stili,kendinden beklenmeyecek derecedeki gücü,ribaund alışı,gülüşü,maskesi herşeyi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Barcelona kariyeri öncesi Fenerbahçe için adı geçiyordu ancak Katalanlar yıllık 2,5 milyon Euro'yu bastı ve Ersan ile birlikte benim hayallerimi de satın aldı.Bu turnuvadan önce Ersan'ı bir gün Fenerbahçe forması altında göreceğime dair olan hayalim hali hazırda zaten çok çok zorken bu turnuva sonrası tamamen  imkansızlaştı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Olsun be,sen Nba'in tozunu attır da ben seni uzaktan sevmeye devam edeyim çocuk.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Hem ne malum,belki Fenerlisindir...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-5928642394704427855?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/5928642394704427855/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/09/hem-belki-fenerlisindir.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/5928642394704427855'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/5928642394704427855'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/09/hem-belki-fenerlisindir.html' title='Hem Belki Fenerlisindir...'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TIiOVtAf_vI/AAAAAAAAAGE/wfR6GNItPdM/s72-c/ersan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-7421248317582974716</id><published>2010-09-09T08:55:00.005+03:00</published><updated>2010-09-09T10:32:30.422+03:00</updated><title type='text'>Peki Ya Kazandığınız Zaman?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TIh3pU8j-LI/AAAAAAAAAF8/hIXJ33zK_8k/s1600/3_0CFUR_580x410.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 317px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TIh3pU8j-LI/AAAAAAAAAF8/hIXJ33zK_8k/s400/3_0CFUR_580x410.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5514789295596239026" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kazanırken herkes yanınızdadır bu topraklarda.Peki ya kaybettiğinizde?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Konuşurken mangalda kül bırakmayan,iş icraata geldiğinde ise iki yüzlü bir milletiz biz.Sen,ben,medya,sokaktaki çöpleri toplayan işçi,üniversitede ders veren profesör,iktidar,muhalefet...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çok değil,bundan 3 yıl öncesine döndüğümüz zaman,bugünün dev adamları İspanya'da Avrupa şampiyonasında tel tel dökülüp,çeyrek finalde de İtalya'ya elenip eve geri dönerken,bu az önce yukarıda saydığım kesim Tanjevic'in hoca olmadığını,mükemmel bir jenerasyonu heba ettiğini,hedef olarak 2010'u koyarak bizleri uyuttuğunu,Turgay Demirel'in Fiba başkanı olması için lobi yapması karşılığında cebini hem Fenerbahçe'den hem de Milli Takım'dan gelen Euro'larla doldurduğunu konuşuyordu.Hem zaten Fenerbahçe'ye aldırdığı 2 genç Sloven'in transferinden de komisyon almıştı.Takımdaki oyuncular da Tanjevic'ten nefret ediyordu.Hidayet'in egosu çok şişkin,Memo ben All-Star oldum sizler de kimsiniz havalarında,İbrahim Kutluay bu ikisinin Nba'de oynayıp bol sıfırlı kontratları olmasını çekemiyor,kadronun geri kalanı ise çoluk çocuktan oluşuyordu.Zamanın 12 Dev adamı artık 12 dev madam-kendi adıma tenzih ederim,madam bir aşağılama kelimesi değildir-,12 rezil adam gibi manşetlerle aşağılanıyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün ise çok farklı bir tablo var karşımızda.Basketbol milli takımımız Dünya Şampiyonası'nda önüne geleni silindir gibi ezip geçiyor,ekol takımları birer birer parkeye gömüyor,hiç kimse yarı finalde karşılacağımız Sırbistan maçını dahi konuşmuyor,herkes gözünü direk finale dikiyor,hatta ve hatta bu takımın ABD'yi bile yenebileceği konuşuluyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi filmin senaryosunu biraz değiştirelim ve tekrar oynatalım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Emre Belözoğlu Real Madrid'de,Arda Turan Barcelona'da,Tuncay Şanlı İnter'de,Volkan Demirel Chelsea'de,Nihat Kahveci de Manchester United'da oynuyor.Yıllık ortalama kazançları da 7-8 milyon dolar.Takımın başında ise daha önce Fiorentina'yı Uefa,İtalya milli takımını Avrupa Şampiyonu yapmış,daha sonra ülkeye dönerek hem Galatasaray'ı hem de milli takımı aynı anda çalıştıran Fatih Terim var.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu oyunculardan oluşan Türk Milli futbol takımı 2008 Avrupa Şampiyonası'nda çok kolay bir gruptan zor bela çıkıp,çeyrek finalde ise sıradan bir takıma eleniyor,medyada Emre ile Arda'nın soyunma odasında liderlik kavgası ettikleri,Tuncay'ın kendinden 1 milyon dolar fazla kazanan Nihat'ı kıskandığı ve dolayısı ile ona pas vermediği,Volkan'ın ise milli benlik bilincinin gelişmemiş olduğundan dolayı rica minnet milli takıma katıldığı haberleri yapılıyor,Fatih Terim'in eskiden iyi bir hoca olduğu ancak oynattığı sistemin artık demode olduğu,bu iş için artık çok yaşlı olduğu,Mahmut Özgener'in Uefa başkanı olması için lobi yapması karşılığında hem Galatasaray hem de milli takımdan gelen Euro'larla cebini doldurduğu,Galatasaray'a aldırdığı 2 genç Rumen'in transferinden komisyon aldığı iddia ediliyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ardından katıldıkları 2010 Dünya Kupası'nda ise mükemmel bir oyun sergileyip yarı finale kadar geliyor,karşılaştığı her rakibe 5'ten aşşağı atmıyorlardı.Sahaya konulan oyun o kadar iyiydi ki hiç kimse yarı finaldeki İspanya maçını düşünmüyor,direk olarak finaldeki rakibimiz Brezilya maçına odaklanılıyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi dürüst olun ve Volkan'nın uzatılan ilk mikrofona söylemesi muhtemel cümleleri kendi kendize kurun.Emre'nin bir gol sonrası basın tribününe yapacağı hareketi,Tuncay'ın bir kaç yıl önce yuhalandığı tribünlerin çağrısına karşılık vermemesini,Nihat'ın bittiğini iddia edenlere gerekli cevabı sahada verdiğine dair yaptığı zehir zemberek açıklamaları,Ardan'ın kendinden 3.çoğul şahıs gibi bahsedip aklına gelen herkese giydirdiği cümlelerini,Fatih Terim'in basın toplantısında Dünya'nın geri kalanına tependen bakan,kibirli,''Ben zaten çok iyiyim ya,ben olmasam bunları başaramazdınız'' tavrını,''Ben size maç bitmeden yazılarınızı yazmayın demiştim'' tümcesini kurarken keseceği rolü,gireceği şekilleri,jestlerini,mimiklerini kafanızda canlandırın.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dünya Basketbol Şampiyonası yarı finaline çıkan bu çocuklar,bugün sportif anlamda bir ilki başarmalarının dışında,iki yüzlülüğün şiar edinildiği bu topraklarda hiç yaşanmamış bir ilke daha imza attılar.Kaybedince kuzu olan bu millete,kazanmanın bir intikam aracı olmadığını,mağrur olmanın insanı yücelten bir meziyet olmadığını gösterdiler.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bunca yıldır pantolonundan tutun hastalığına kadar eleştirilmedik tek bir noktası kalmayan Bogdan Tanjevic,basın toplantısında Bilgin Gökberk'e,Murat Murathanoğlu'na veyahut Ergin Ataman'a laf çarptırma çabası içine girmedi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Maçtan sonra muhabir ile birlikte ''lay lay'' çeken Hidayet,Kaan Kural'a ne kolunu gösterdi ne de başka bir yerini.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kerem Tunçeri takımımızın belki de en fark yaratan adamı,en önemli parçası ama daha göz önünde olan,zaferlerde daha çok pay biçilen ne Hidayet'i ne de Ersan'ı çekemezmiş gibi duruyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;''Çoluk çocuklar'' bile şımarık,küstah değil sadece mutlular.Onlar da muhabir ile birlikte ''lay lay'' çekiyorlar.Kendi aralarında,bizimle birlikte,onlarla birlikte,ama hep birlikte seviniyorlar.Hiç sevinmedikleri,belki de bugüne kadar çok kez hakettikleri ama hiç birimizin onlara bunu hissetiremediği kadar...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kaybederken zaten ağzınızı açamazsınız.Herkes sizi eleştirmek için bin türlü silahını kuşanmışken sizin kuracağınız ''ama'' ile başlayan cümleler,skor tabelasındaki rakamlar ile cevaplanır.Kazanırken ise silah sizin elinizdedir ve servis standardı soğuk olan intikamınızı almanın tam da vaktidir.Bu çocuklar bugün bize daha önce bilmediğimiz bir şeyi, kazanırken de mütevazi olunabileceğini gösterdi.Çok sefer yalnız başlarına yürüdükleri bu stabilize yolda,onlara yol asfalt olup dört şeride çıktıktan sonra katılanları da içtenlikle aralarına almanın büyüklüğünü gösterdi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte bu yüzden bu çocuklar dev...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte bu yüzden bu çocuklar adam...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-7421248317582974716?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/7421248317582974716/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/09/peki-ya-kazandgnz-zaman.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/7421248317582974716'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/7421248317582974716'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/09/peki-ya-kazandgnz-zaman.html' title='Peki Ya Kazandığınız Zaman?'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TIh3pU8j-LI/AAAAAAAAAF8/hIXJ33zK_8k/s72-c/3_0CFUR_580x410.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-5161508577555549843</id><published>2010-09-04T07:15:00.002+03:00</published><updated>2010-09-04T08:09:21.196+03:00</updated><title type='text'>Geçmiş-Bugün-Gelecek 5</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TIHUOCG59yI/AAAAAAAAAEs/YX-O1Ob9nAY/s1600/fenerbah%C3%A7e--2-V4O.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 228px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TIHUOCG59yI/AAAAAAAAAEs/YX-O1Ob9nAY/s400/fenerbah%C3%A7e--2-V4O.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5512920756427290402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu dramatik sonun ardından yapılması gereken takımı kaos ortamından çıkarıp sakin sularda yüzdürmek,3 senelik emeğin,çabanın çöpe atılmasını önlemek adına dik bir duruş sergilemekken, Fenerbahçe adeti olduğu üzere şampiyon olamayan hocası ile bir kez daha yollarını ayırıyordu.Sözleşmesi biten Nobre ile yeniden anlaşılmıyor,Shevchenko felaketini yaşayan Servet Çetin Sivasspor'un yolunu tutuyor,daha önceden anlaşılan Uğur Boral ve Diego Lugano ise daha hocası bile belli olmayan takıma katılıyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sabrını,umudunu,takıma karşı olan hoşgörüsünü 14 mayısta kaybetmiş olan taraftara medya tarafından da büyük isimler ile sürekli kan pompalanıyordu.Bu dönemde Fenerbahçe hocalığı için adı geçen Capello,Lippi,Scolari,Löw gibi isimler heyecan yaratırken beklenti artıyor,yönetim tarafından icat edildiğini düşündüğüm ''En iyisini alacağız'' kelime öbeği de ilk kez bu tarihlerde ortaya çıkıyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;100.yılını kutlama arifesindeki kulüp ise birden bire Zico ile anlaşıldığını açıklıyor,büyük isimlerin yarattığı hava kaybolurken,travmayı hala atlatamamış taraftarlar arasında bir infial hali baş gösteriyordu.Bir kısım taraftar Zico ismini yetersiz bulurken,diğer bir kısım ise transfersizlikten yakınıyordu.Tam bu sırada gelen 4 oyuncunun transfer edildiği haberi gündemi sarsarken Tümer Metin Fenerbahçeli oluyordu.Tümer'in transferi gölgesinde açıklanan diğer isimler ise Atletico Madrid'den Mateja Kezman,Sporting Lizbon'dan Deivid de Souza ve güzel adam Luciano'nun sakatlığının uzun süreceği belli olup sözleşmesi feshedilince anlaşılan Cruzeirolu Edu Dracena oluyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şampiyonlar Ligi önelemesine yetişmeyen bu transferler -Lugano da Sao Paolo ile Kıtalararası Kupa'da oynaması nedeni ile takıma geç katılacaktı- ışığında Fenerbahçe,Kiev deplasmanına Önder-Can tandemi ve aklı artık burada olmayan Anelka ile çıkıyor 3-1 biten maçın rövanşı ise Kadıköy'de 2-2 bitiyordu.Alınan bu sonuçlarla veda edilen Şampiyonlar Ligi sonrasında Anelka Bolton'un yolunu tutuyor zaten galeyan halinde olan taraftar iyiden iyi çileden çıkıyor,ligi 6. bitirdiği sezonlarda bile tepki göstermediği yönetimi protesto ediyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tam da bu sırada daha sonraları duymaya çok alışacağımız bir açıklama geliyordu Fenerbahçe yönetiminden; ''Hedefimiz Uefa Kupası''...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Balık hafızalı,üst üste alınan 2 galibiyet ile havalara giren -ki kendim de buna dahilim- Fenerbahçe taraftarı yine bir ümit ile başladı lige.Daum ile 3 senede alışık olduğu düzeni bir kenara bırakıp yeni bir düzen ile oynamaya başlayan Fenerbahçe ilk 2 ay boyuncu bunun sıkıntısını çokça yaşıyor ve özellikle deplasmanlardan eli boş dönüyor,en kötüsü ise ileriye yönelik en ufak bir umut ışığı bile taşımıyordu.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İsmi ilk açıklandığında Fenerbahçe taraftarı arasında tepki görmesinin tek nedeni,daha önceki kariyerinde hiç bir başarısı olmaması,Zico'nun Fenerbahçe için yeterli olmadığı düşüncesiyken o günlerde hiç kimsenin farkına varmadığı,diziliş ve sistem değişiminden kaynaklı geçiş süreci sancıları en ağır şekilde hissediliyor,başka bir ekol ve futbol anlayışından gelen bir hoca ile çalışmanın sıkıntıları en çok da bu dönemde ortaya çıkıyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Daum döneminde 2 farklı diziliş ancak aynı sistem ve taktik anlayış ile sahada yer alıyordu Fenerbahçe.Bunlardan biricisinde 4 defansın önüne yerleştirilen 1 defansif,1 görece çift yönlü orta saha oyunucusu takımın savunma yükünü çekerken,ön tarafta 2 kanat- Anelka,Tuncay- oyuncusunun ortasına Alex yerleştiriliyor,en öndeki Nobre ile de hücum hattı tamamlanıyordu.Zaman zaman ise 3 merkez orta saha oyuncusunun -Aurelio,Appiah,Selçuk- önüne Alex,onun soluna ise Tuncay yerleştiriliyor,ileride ise Anelka tek bırakılıp asimetrik bir diziliş ile saha yer alınıyordu.Sakat,cezalı veya taktik gereği yapılan değişiklikler sayılmazsa genel şablonu bu şekilde işliyordu Fenerbahçe'nin.3 yıl boyunca genel olarak bu şekilde sahada yer alan Fenerbahçe,ligde çıktığı her maçta mutlak dominasyon sağlarken,bireysel yetenek ve girişimlerin dışında takım halinde hücum anlamında da çok farklı bir görüntü çiziyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;3 yıllık periyod boyunca atılan gol sayısı -82,77,90- gözönünde bulundurulduğunda daha net ortaya çıkacak bir tabloda Fenerbahçe,yüksek tempolu,dikine ve seri pas organizyasyonu ile rakip kaleyi abluka altına alan,geriden sürpriz çıkışlar yapan oyuncuları sayesinde de rakip defansların dengesini bozan bir yapı içinde oynuyordu.Kondisyonu sezonun her bölümünde çok yüksek bir Fenerbahçe izlediğimiz bu 3 sene boyunca takım,bir çok maçı da son dakikalarda çeviriyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zico ise önce dizilişi değiştirip baklavalı 4-1-2-1-2 ile başladı Fenerbahçe serüvenine.Defansif orta saha olarak Aurelio'yu değerlendiriyor,ortasahanın ortasını Appiah-Tümer ikilisinden kuruyor,forvetin hemen arkasında Alex'i oynatırken en önde ise Kezman-Deivid ikilisine şans vererek kendi sistemini yaratma çabası içine giriyordu.O dönem yaptığı açıklamalar ile Dünya futbolunun gidiş yönünün tam tersine hareket etmeyi planladığı anlaşılan,hızlı futbol oynamayı düşünmediğini,hızlı oynandığı takdirde takım çok fazla top kaybı yapacağını yapacağını söyleyen Zico,bu doğrultuda takımı öne taşıyan ve itici güç olup hızlı oynamaya çalışan yegane unsur Tuncay'ı yedek bırakıyor,top tekniği ve isabetli pas oranı daha yüksek olan Tümer'e görev veriyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Takımın onbirindeki 5 yeni futbolcunun uyum süresine diğer 5 saha içi oyuncunun bu yeni diziliş ve sisteme adaptasyon süresi de eklenince takım kabus gibi bir 2 ay geçirdi.Pas organizasyonundaki sektelere kanat oyuncusu olmadan sahaya çıkılması ekleniyor,ön tarafta top tutulamasından kaynaklı olarak rakibin top hakimiyeti artıyor,henüz uyum aşamasında olan defansın arkasında derin boşluklar oluşuyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zico'nun daha sonraki dönemlerde defalarca ispat edeceği komplekssiz,egolarından arınmış,ben yaptım oldu zihtiyetinden uzak yapısı sayesinde yöneldiği,Newcastle maçı ile başlayan doğruyu bulma serüveni,ilerleyen haftalarda ilk meyvelerini verecek,takımın alışık olduğu düzen olmasının yanında, kadro yapısı itibarı ile de oynayabileceği tek sistme dönülmesi ile sonlanacak ve sezon sonuna kadar inişli-çıkışlı grafiğini devam ettirmesine rağmen son yılların en düşük puanlı şampiyonluğuna -70- ulaştıracaktı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şampiyonluğu son haftada kaçırdığı bir sezon öncesine göre 11 puan daha az toplayıp,25 gol daha az atan Fenerbahçe buna rağmen bu yıl ironik bir biçimde şampiyonluğa ulaşıyordu.Eleştiri okları yıllardır her Fenerbahçe teknik direktörüne olduğu gibi bu kez de Zico'nun üzerine yöneltilirken güdülen argüman,rakiplerin kötü bir sezon geçirmesi sayesinde şampiyon olunduğuyken,2.Beşiktaş'ın attığı gol sayısının sadece 43 -&lt;b&gt;&lt;i&gt;yazıyla kırküç- &lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;olması&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;ilk bakışta bunu doğrular nitelikteydi.Ancak hiç kimsenin o günlerde farkına varamadığı ve geçen sezon Bursaspor'un şampiyonluğu ile tavan yapan Anadolu takımlarındaki yükseliş daha o sezon ilk kıpırtılarını gösteriyordu.Eskiden 11 kişi ile kendi ceza sahası önünde set kuran takımlar değişim geçiriyor,daha önde basıp topun hakimiyetini ele geçiriyor,hızlı hücumlar ile büyükler karşısında ayakta kalıyordu.Doğru yapılan yabancı trasnferlerine İstanbul'da tutunamayan tecrübeli oyuncular ekleniyor,bir zamanlar puan almanın hayal olduğu Kadıköy,İnönü,Sami Yen puanların saçıldığı yerlere dönüşüyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şampiyonlar Ligi önelemesinde Dinamo Kiev'e elenerek yoluna Uefa kupasında devam eden Fenerbahçe,Palermo,Newcastle United,Eintracht Frankfurt ve Celta Vigo'dan oluşan grubunu 3.sırada tamamlayıp Avrupa kupaları tarihinde ikinci kez Şubat ayını görüyordu.3.tur karşılaşmalarında çok değerli medyamızın bir başka köy takımı olarak nitelendirdiği Az Alkmaar'a 3-3 ve 2-2'lik skorlarla yenilmeden elenen Fenerbahçe'de,Zico'nun zaman zaman diziliş,zaman zaman ise taktiksel hataları göze çarpıyor,geçen sene kondisyonu bu ligin çok üstünde olan takımın 70'ten sonra oyundan düşmesi takımın kötü çalışıtırılmasına bağlanıyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şampiyon olunmasına rağmen sıkıntılı ve hiç kimsenin memnun olmadığı bir sezon geçiren Fenerbahçe'de sezon başı yapılan transferlerden Edu-Lugano ikilisi güven vermemiş,gol makinesi diye alınan Mateja Kezman çamaşır makinesi çıkmış,Deivid'in nasıl profesyonel olup da bu işten para kazandığı anlaşılamamıştı.Zico'nun stajyer olduğu iddia edilirken,yolların sezon sonunda ayrılması gerektiği yine çok değerli medyamız da sık sık yer buluyordu.Bütün bu sıkıntılara rağmen şampiyonluk,çoğu kimseye göre başta Tuncay ve Tümer gibi oyuna,yenilgiye isyan eden oyuncular sayesinde gelirken,Fenerbahçe taraftarı bu isyankar ruh ve anlayışı göremediği Alex'i -büyük bir vefasızlık örneği göstererek-ilk kez yuhalıyordu...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;Devam edecek...&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-5161508577555549843?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/5161508577555549843/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/09/gecmis-bugun-gelecek-5.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/5161508577555549843'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/5161508577555549843'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/09/gecmis-bugun-gelecek-5.html' title='Geçmiş-Bugün-Gelecek 5'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TIHUOCG59yI/AAAAAAAAAEs/YX-O1Ob9nAY/s72-c/fenerbah%C3%A7e--2-V4O.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-6185973899026834226</id><published>2010-09-04T00:51:00.002+03:00</published><updated>2010-09-04T00:57:10.521+03:00</updated><title type='text'>Geçmiş-Bugün-Gelecek 4</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TIFuwo23KoI/AAAAAAAAAEk/inf-5Yk9S-c/s1600/denizli.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 285px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TIFuwo23KoI/AAAAAAAAAEk/inf-5Yk9S-c/s400/denizli.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5512809200758499970" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;2005-2006 sezonuna taraftarının -en çok da benim- içini parçalayan bir ayrılık ile başlıyordu Fenerbahçe.Daum ve daha sonra öğreneceğimiz üzere yönetim ile problemler yaşayan St.Pierre Feyenoord'un yolunu tutarken,en az onun kadar sevilecek Stephen Appiah 8 milyon Euro bedelle Juventus'tan,Serdar Kulbilge &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;bedelsiz olarak&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt; Bursaspor'dan transfer ediliyordu.Yoluna her yıl üstüne koyarak devam eden Fenerbahçe Appiah transferi ile orta sahasını güçlendirmiş ligin açık ara en büyük favorisi ilan edilmişti.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;2 yıldır ligde yaşanan dominasyon ile birlikte genel kanı,takımın Şampiyonlar Liginde artık bir üst tura çıkması gerektiği yönündeydi.Milan,Psv ve Schalke'den oluşan grubun ilk maçında San Siro'da alınan 3-1'lik -Kaka sağolsun- mağlubiyete rağmen ortaya koyulan oyun ve ardından Kadıköy'de alınan 3-0'lık Psv galibiyeti ile bunun yolunu açan takım,grubun 3,maçında Schalke ile kendi sahasında oynadığı maçta,galibiyeti Volkan'ın ıskası sonucu ellerinin arasından kaçırıyor,üstüne üstlük bu maçta kırmızı kart gören Alex'ten yoksun olarak AufSchalke Arena'ya 4 puan ile çıkıyordu.İleride sadece Anelka'nın eline bakan takım,Aurelio ve Luciano'nun da kırmızı kart görmesi ile iyice silik bir görüntü veriyor ve sahadan 2-0'lık mağlubiyet ile ayrılıyordu.Milan'ın da aynı hafta Psv'ye kaybetmesi ve Kadıköy'e mutlak galibiyet ile çıkacak olmasının yanına takımdaki cezalılar da eklenmiş,bir dönem Fenerbahçe'den yana olan ibre rakipleri işaret eder olmuştu.Bu negatif parametreler ışığında Milan maçına çıkan Fenerbahçe'de Christoph Daum,sadece takımın değil kendisinin de düşüş içinde olduğunun ilk sinyallerini de bu maça çıkarttığı onbir ve taktik anlayış ile vermiş,Serkan-Önder-Servet-Deniz defansının arkasına sarkıttığı &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;libero &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Ümit 5'lisi ile 3 yılda kurduğu düzene ihanet ediyor,Shevchenko sağından soluna 15 günde dönen bu defansın üstünden silindir gibi geçiyordu.Rakip bir İtalyan olmasaydı çift hanelere bile ulaşabilecek düzeyde pozisyonun yaşandığı bu maçın ardından, taraftar içinde ilk kez yüksek sesle Christoph Daum antipatisi dile getiriliyordu.Son maça elinde kalan tek Avrupa Kupası ümidi olan Uefa hedefi ile çıkan Fenerbahçe,Phillips Arena'da Psv'ye 2-0 kaybedip bir kez daha Şubat'ı göremiyordu.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Ligde ise 8.haftaya lider Galatasaray'ın 2 puan gerisinde 17 puanla giren Fenerbahçe'de işler,son 2 sezondur olduğu gibi yolunda gidiyordu.8 haftadaki skandal Konyaspor maçının ardından bugün takımın başında bulunan Aykut Kocaman bile -haklı olarak- hakemi ve dolaylı olarak Fenerbahçe'yi ağır bir dille eleştiriyor,kamuoyundaki Fenerbahçe antipatisi &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;düşmanlık&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;seviyesine ulaşıyor,ligin diğer 3 büyük takımı ertesi gün ortak bir pankartla -El değmemiş temiz bir lig istiyoruz- maçlarına çıkıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Bu dönemin ardından İzmir'de oynanan ve 3-2'lik Beşiktaş galibiyeti ile sonuçlanan kupa finali öncesi,ülkenin diğer 2 büyüğü yanlarına Türk futbol tarihinin en kirli adamını da alarak,Fenerbahçe lehine yapılan hakem hataları sonucu elde ettikleri güçle alenen,gizleme gereği bile hissetmeden &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;lig-kupa paylaşımı yapıyorlardı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Ligin 30.haftasına gelindiğinde Fenerbahçe 71 puan ve averajla 2.sıradaki Galatasaray'ın önünde Manisaspor deplasmanına çıkıyor,maç öncesi ve sonrasına yaşanan tribün arbedeleri ile hatırlanan bu maçı 5-3 kaybederek liderliğe veda ediyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Artık herşey 31. haftada Kadıköy'de oynanacak Galatasaray maçına endekslenmiş,bütün Türkiye bir hafta boyunca bu maçı konuşmuştu.Maçtan önceki hafta Fenerbahçe yönetimi,teknik ve idari kadrosu ile -kendinden beklenmeyecek düzeyde-mükemmel bir kriz yönetimi göstermiş,takımı baskıdan uzak tutmuştu.Taraftarın da bütün hafta gösterdiği inanılmaz kararlılık ve inanç ile desteklenen bu hava,futbolcular üzerinde de etkisini göstermiş,son yılların en konsantre,en istekli takımını sahaya çıkarmıştı.Maçın hemen başında Appiah ile öne geçen Fenerbahçe,20.dakikada güzel adam Luciano ile 2'ye çıkardığı farkı 70'te Alex ile 3'e,78'de ise Anelka ile 4'e taşıyordu.Maç sonunda tabelada yazan 4-0'lık net skor bile 3 topu direkten dönen,sayısız gol fırsatını değerlendiremeyen takımın oyununu anlatmaya yetmiyor,1 haftalığına emanete bırakılan liderlik geri alınıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;32.haftada deplasmanda alınan 3-2'lik Trabzonspor galibiyeti ile medya tarafından Şamp.... ilan edilen Fenerbahçe 33.haftada Kadıköy'deki&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt; seyircisiz maçta Erciyes'i 4-2 yenerken şehrin diğer yakasında,İzmir'de 1.perdesi oynan oyunun 2.perdesi sahneleniyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Galatasaray hiç bir iddiası olmayan Beşiktaş'a İnönü stadında konuk oluyor,Oscar Cordoba maçın henüz başında ceza sahasının dışındaki toplara bile çıkarak niyetini çok erken belli ediyordu.Devre sonunda auta çıkmak üzere olan İlic'i indirip gereksiz bir penaltıya sebep olan Kolombiyalı kaleci nihayi amacına bu sefer de Necati'nin penaltıyı auta atması sonucu ulaşamıyor umutlarını 2.yarıya saklıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;İzmir'de oynanan kupa finali sonrası Fenerbahçe ile anlaştığından haberimiz olmayan Tümer'in 52.dakika da attığı gol sonrası puan durumu Fenerbahçe'yi şampiyon olarak gösterirken Gerets 61'de Hasan Kabze'yi,Tigana ise öne çıkan Galasaray karşısında bir gol daha bulmak umudu ile 64'te Sergen'i oyuna alıyordu.Sergen daha topu ayağına almadan Hasan Kabze ile durumu 1-1 'e getiren Galatasaray galibiyet için yüklenirken defansında büyük boşluklar bırakıyordu.Bugün bana göre ülkenin en saygın yayın kuruluşu olan Ntv tarafından nasıl maaş verildiğini anlayamadığım,''Sıkıntı Var'' sözcüğünü dilimize,muhteşem! tespit ve yorumlarını futbol bilgimize dahil eden Sergen Yalçın oyuna girdikten sonra birden bire Beşiktaş'a kimlik değiştirtiyordu.Öne doğru oynamaya çalışan Bobo,Gökhan Güleç gibi genç oyuncuları uyaran,Tümer ile tartışan Sergen Yalçın,her pozisyonda toppu Galatasaraylı &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;arkadaşlarına&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt; teslim ediyor,zaman geçirme çabası içindeki diğer bir kaç oyuncuyu ise fırçalıyordu.Bu hal ve tavrındaki şeref yoksunluğunu,çok değerli,etik,ahlak,fair play ruhu ile yıkanmış medya tarafından bir kez olsun konuşulmayan 5'e 2 pozisyonda geri dönerek tescilliyordu.1-1'lik skorun Fenerbahçe'ye son maçta beraberliğin yeteceği anlamına gelmesini farkeden Cordoba,maçın uzatma saniyelerinde şampiyonluğa koşan Beşiktaş'ın! bir gol daha bulması için topu oyuna çok hızlı sokuyor ve ne hikmetse ayağını çok iyi kullanan bir kaleci olmasına rağmen orta saha çizgisinin hemen önündeki Sabri'ye güzel bir pas gönderiyordu.Sabri'nin pasında ağları bir kez daha havalandıran Hasan Kabze Galatasaray'ı hayata döndürken,Fenerbahçe'yi ise son hafta hafta deplasmanda oynayacağı düşme potasındaki Denizlispor maçında mutlak galibiyet stresi ile başbaşa bırakıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Hafta içi Denizlispor başkanı Ali İpek'in ''Düşersek her şeyi açıklayacağım'' demeci ile birbirine giren,maç günü kimlik kontrolü yapılmadan şehre kimsenin alınmayacağı haberi ile iyice gerilen bir ortamda çıkılan maç öncesi taraftar,sezon başından beri 80 puanı 89 gol atarak elde eden takımın şampiyonluğundan emindi.Ancak 4-0'lık Galatasaray maçı öncesi çok iyi sağlanan kriz yönetimi,bu maç öncesinde aynı doğrultuda ilerlememiş olacak ki takım sahaya çıktığında o ruh,inanç ve konsantrasyon hiç bir futbolcuda gözlemlenemiyordu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;16 dakika duran bir maçın tamamlanması,Kolombiya,Peru,Meksika gibi Latin Amerika liglerinde görülebilecek bir durumken,bunun Türkiye'de de yaşanabileceğini bizlere gösteriliyor,Fenerbahçe'li futbolcular işin ciddiyetinin ancak uzatma dakikalarında farkına varabiliyor,Daum ise Anelka'yı yedek oturtup sakat Nobre ile başlıyordu.Şartlar ne olursa olsun kazanma zorunluluğu olan Fenerbahçe normal süre zarfında tek bir pozisyona dahi giremiyor,takımdaki konsantrasyon,hırs,inanç eksikliği,dakikalar geçtikçe panikle birlikte gelen kaosla birleşiyor ve sonuç olarak lig tarihinde ilk kez bir takım son maçta şampiyonluğu aynı saatlerde Kayserispor'u 3-0 ile geçen Galatasaray'a kaptırıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;17'ye karşı 1 ile verdiği &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;savaşı &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;son muharebede travmatik şekilde kaybedip,taraftarlarını bitkisel hayata sokan Fenerbahçe'de,maç sonu sahanın ortasına yığılıp kalan oyuncular fotoğrafçılara bir daha bulamayacakları! nimetler sunuyordu.Sahanın ortasında hüngür hüngür ağlayan Appiah'ı teselli etmeye çalışan kulüp çalışanlarından birinin kurduğu ''Kalk Api kalk,Allah'ın dediği olur'' cümlesi akıllara kazınırken,medya da günlerce &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;ilahi adalet &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;yakıştırmaları yapılacak,ligde kalan Denizlispor'un başkanı Ali İpek,''o'' açıklamaları yapmayacak,Fenerbahçe 3 yıldır uzağında kaldığı kaos ortamına sürüklenecekti.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Kazanmak için elini uzatmasının yeterli olduğu bir ortamda,yönetim,teknik kadro,futbolcu hataları ve kutsal ittifak dörtgeninde yitirdiği şampiyonluk,Fenerbahçe adına sadece kupa ve prestij kaybına değil,3 yıl boyunca atılan doğru adımların,her sene üstüne konarak kurulan sistem ve taktik anlayışın,doğru yapılanma sayesinde rakipler ile her anlamda açılan farkın da son bulmasına sebep olacaktı.Bu bağlamda incelendiğinde bu sonuç,aynı zamanda açılmak üzere olan bir devrin,sağlanan lokal dominasyonun son bulması,ne takım,ne yönetim, ne de taraftar adına hiç bir şeyin eskisi gibi olmaması demekti...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Devam edecek&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-6185973899026834226?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/6185973899026834226/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/09/gecmis-bugun-gelecek-4.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/6185973899026834226'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/6185973899026834226'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/09/gecmis-bugun-gelecek-4.html' title='Geçmiş-Bugün-Gelecek 4'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TIFuwo23KoI/AAAAAAAAAEk/inf-5Yk9S-c/s72-c/denizli.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-8441057930967543662</id><published>2010-09-03T08:44:00.004+03:00</published><updated>2010-09-04T00:21:28.449+03:00</updated><title type='text'>Geçmiş-Bugün-Gelecek 3</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TICMtpvNesI/AAAAAAAAAEc/SxNaIpYliRo/s1600/fatihaltyayl4ke.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 165px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TICMtpvNesI/AAAAAAAAAEc/SxNaIpYliRo/s400/fatihaltyayl4ke.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5512560659827358402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Bir sonraki sezona Petkov,Yusuf Şimşek ve Ali Güneş'ten kurtulup,hatalı bir kararla Tomas'ın sözleşmesini feshederek başlayan Fenerbahçe'de transfer,hiç bir zaman olmadığı gibi o sezon da bitmezdi.Gençlerbirliği'nin önceki yıl Uefa kupasında elde ettiği başarıda büyük pay sahibi olan Serkan Balcı ve Deniz Barış,Diyarbakırspor'dan Murat Hacıoğlu,Corinthians'tan Fabiano Lima transfer ediliyor,Rüştü Reçber ise İspanyol yetkililerin akıllı bir hamle yapıp vizesini uzatmamalarından dolayı geri dönüyor,o yılki Copa America'da Brezilya milli takımının kaptanlığını yapan Alex De Souza,Fatih Altaylı'nın ''Kandırmayın Fenerbahçeli'leri Alex malex gelmez'' başlıklı yazısını okumamış olacak ki büyük bir sükse ile Kadıköy topraklarına ayak basıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Lige ilk 10 maçta 9 galibiyet 1 beraberlik gibi çok iyi bir başlangıç yapan Fenerbahçe,Şampiyonlar Ligi'nde Man Utd,Lyon,Sparta Prag'lı gruba düşüyor,Kadıköy'de 2 -Manu ve S.Prag-,deplasmanda ise aldığı 1 -Sparta'da Sparta!- galibiyet ile grupta 9 puan toplayıp 3.olurken ve yoluna Uefa'da devam etme hakkını kazanıyor,''Düşler Tiyatrosu''ndan 3'ü &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;dünkü çocuk Rooney'den &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;olmak üzere kalesinde toplam 6 gol görerek dönen Fenerbahçe Avrupa Kupalarında takım savunması adına,maç 4-2 iken Manu tribünlerine ''sus'' işareti yapan Tuncay da zeka adına hiç de iyi sinyaller vermiyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Devre arasına 2.Galatasaray'ın 4 Puan önünde ve 42 gol atıp sadece 9 gol yiyerek giren Fenerbahçe,ligi sürklase etmesi yetmezmiş gibi üstüne üstlük bir de bu ülkenin gördüğü en yetenekli topçu Nicolas Anelka'yı transfer edip,Fabiano Lima ile yollarını ayırırken,Uefa kupasında ise Real Zaragoza kurasını çekiyordu.Her şeyin en iyisini bilip,her şeyin en iyisine layık olan medyamız tarafından &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;lokum &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;olarak nitelendirilen bu takım,o dönem kadrosunda Gabriel Milito,Luciano Galletti,Cani,Savio ve gelecekte ismini çok daha fazla duyuracak olan David Villa gibi oyuncuları kadrosunda barındırıyor,bütün bu bireysel yeteneklerin yanında dengeli bir takım olma özelliğini de taşyordu.İlk maçta cezalı olan Aurelio'nun yerine oynayan Selçuk'un ilk yuhalandığı gün işte tamda o günlere rastlıyor ve çok değil 1 sene önce değişmeye genç oyunculardan kurulu bu takıma sabır göstermeye başlayan tribünler,elde edilen daha ilk başarının ardından yine eski günlerine dönüyordu.0-1 ve 1-2'lik skorlarla her iki maçta da yenilerek elenen Fenerbahçe evine dönerken medya da kıyametler kopuyor,tüm televizyon kanallarında almayanın kafasına atılan Uefa kupasının nasıl alınamadığını sorguluyordu! T&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;akımının Avrupa Kupaları tarihinde ilk kez şubat ayını gördüğünü farkedemeyen Fenerbahçe taraftarı ise ya sayı saymayı bilmiyordu ya da hiç dayak yememişti ...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Avrupa kupasına veda edilmesinin ardından kaynamaya -kaynatılmaya- başlayan kazanlar,kupa finalinde Galatasaray karşısında alınan 5-1'lik mağlubiyetin ardından fokurdamaya başladı.Kaleye gelen 5 topun 5'inin de gol olduğu bu maç ile ilgili ''Fener'in hakkıydı'' demenin mantığını,o maça tanıklık etmeyen kimsenin anlayamayacağı bir 90 dakikaydı bu.Yenilen 5 golün hiç birinde hatası olmayan Fenerbahçe stoperi Luciano,bir ilke imza atarak bu 5 pozisyonun içinde de yer almıyordu.Yine aynı maçta bir başka imza atan Rüştü Reçber ise gelen her topu istisnasız kalesine buyur ediyordu.Maçın ardından yapılan eleştiriler Daum'un takımı iyi hazırlayamadığı,maç taktiğinin yanlış olduğu,Daum ile sezon sonu mutlaka yolların ayrılması gerektiği yönünde olsa da,1 ay sonra 1-0'lık bir Galatasaray galibiyeti ile gelen şampiyonluk tabloyu yeniden toz pembeye çeviriyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Fenerbahçe'deki kariyeri boyunca hakkındaki argümanların tamamı &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;koşmuyor &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;yönünde devam edecek olan Alex de Souza sezonu 23 golle tamamlarken,büyük umutlarla transfer edilen Nicolas Anelka sezonu sutopu takımı ile havuzda tamamlıyor,bu süre zarfında da 4 gole imza atıyordu.Devre arasına kadar 4-3-1-2,4-2-3-1 türevi dizlişler ile sahaya çıkan Fenerbahçe,sezonu genel olarak klasik 4-4-2 ile tamamlıyor,Christoph Daum'un defansif orta saha olarak sadece Aurelio'yu oynatması dillerden düşmeyen yegane eleştiri konusu oluyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Futbol sahnesinden Beckenbauer ile birlikte silinen sarkık libero tanımının Türkiye'deki son temsilcisi Ümit Özat'ın bir önceki sezon ön liberoda,bu sezon ise sol bekte değerlendirilmesi -Quresma da kimmiş,trivelanın kralını yapardı!-,hangi bölgenin oyuncusu olduğunu kendi dahil kimsenin bilmediği Tuncay Şanlı'dan sol önde yararlanılması,kariyeri boyunca ön orta saha -sağ,sol,göbek- oynamış Aurelio'dan Türkiye'nin gördüğü en iyi defansif orta saha oyuncusu çıkartılması üzerinde genel olarak durulmazken,bu konu üzerinde duran azınlığın ise ortak kanısı oyuncuların özverili ve çok yönlü oyuncular olması yönündeydi.Öyle ya,o yıl 98.yılını geçiren kulübün kapısından faydalı tek bir teknik adam dahi girmemişti.Hiddink çizgi defans oynatan bir hayalperest,Löw burnunu karıştırıp,terlik giyen,görgü kurallarından nasibini almamış bir Alman,Mustafa Denizli sahadaki yabancı sayısını saymaktan bihaber bir alkolik,Daum ise kokainmandı.Varsa yoksa futbolcuların özverisi,yönetimin hiç bir fedakarlıktan kaçınmamasıydı yıllardır Fenerbahçe'yi taşıyan.Efsane başkan Ali Şen! bile ''Bir teknik adamın takım üzerindeki etkisi %10'u geçmez'' diyordu.Yıllar sonra,bambaşka diyarlardan huysuz bir ihtiyarın bu tezi çürütme adına ''Teknik adamların takımlar üzerinde yarattığı olumlu etkinin %10'u geçmeyeceği yönündeki düşünce doğru olabilir ancak yaratabilecekleri negatif etki %100'dür'' gibi muhteşem açıklama yapan ve bu işi Ali Şen'den daha iyi bildiğini kimsenin tartışamayacağı Giovanni Trapattoni ise o sırada Benfica ile Super Liga şampiyonluğunu elde ediyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Gelen hiç bir yabancı hocanın ne İsa'ya ne Musa'ya yaranamadığı bu topraklarda yaşayan nüfusun %50'si doktor,%50'si avukatken,%100'ü teknik direktördü...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Devam edecek...&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-8441057930967543662?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/8441057930967543662/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/09/gecmis-bugun-gelecek-3.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/8441057930967543662'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/8441057930967543662'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/09/gecmis-bugun-gelecek-3.html' title='Geçmiş-Bugün-Gelecek 3'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TICMtpvNesI/AAAAAAAAAEc/SxNaIpYliRo/s72-c/fatihaltyayl4ke.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-1179960328111593011</id><published>2010-09-03T08:24:00.003+03:00</published><updated>2010-09-03T08:30:10.965+03:00</updated><title type='text'>Geçmiş-Bugün-Gelecek 2</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TICHm1760UI/AAAAAAAAAEU/qEvabqIwj4o/s1600/pierre%2Bvan%2Bhooijdonk.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 267px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TICHm1760UI/AAAAAAAAAEU/qEvabqIwj4o/s400/pierre%2Bvan%2Bhooijdonk.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5512555045284663618" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;En dibin görüldüğü sezonun hemen ertesindeki sezonun planlaması yapılırken Fenerbahçe yönetiminin elinde 2 seçenek vardı.Ya yine gidip sönmüş veya sönmek üzere olan,sorunlu,uyumsuz yıldızlara büyük paralar saçılacak,ya da Fenerbahçe'nin hiç de alışık olmadığı bir şey denenip yeni bir dönem başlatılacaktı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Daha önceki icraatlarına bakıldığında taraftarı dehşete düşüren Fenerbahçe yönetimi,göreve geldiği günden o güne kadarki ilk doğru adımını işte tam da o günlerde attı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Takımın başına hem ligi tanıyan,hem de Almanya milli takımının başına geçmesi kokain davası yüzünden son dakikada engellenen,yine aynı Fenerbahçe gibi yeni ve radikal bir başlangıca ihtiyacı olan Christoph Daum getirildi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Ogün,Abdullah,Ceyhun,Beschastnykh takımdan gönderilirken,Rüştü Reçber Katalan halkına Franco'nun etmediğini etmeye, Rapaic ise taraftarın kalbini iç cebine koyup Perugia'ya gidiyordu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Bir önceki sezon takımda bulunan Volkan,Tuncay,Kemal gibi ümit milli takımın omurgasını oluşturan oyunculara Denizlispor'dan Servet Çetin,İstanbulspor'dan Selçuk Şahin ve Sakaryaspor'dan -yerli Roberto Carlos- Mahmut Hanefi Erdoğdu katılıyor ve bu köklü değişimin temelleri atılıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Geleceğe yönelik yapılan bu transferlerle çehre değiştiren kadroya Trabzonspor'dan Aurelio,Corinthians'tan güzel adam Luciano,Como'dan Stjepan Tomas,İstanbulspor'dan İvaylo Petkov eklenirken takım,benim bugüne kadar Fenerbahçe'de gördüğüm tek saha içi lider Pierre Van Hooijdonk ile son rotuşlarını tamamlayıp sahneye çıkmaya hazırlanıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Sezon başı Almanya'da yapılan hazırlık kampını yakından takip edenlerden çok sonraları öğrendiğime göre Christoph Daum,bu dönemde işe en temel bilgilerden başlayıp takımı yepyeni bir döneme hazırlamış,özellikle Türk futbolcusunun en büyük eksikliği olan bireysel teknik-taktik eksikliklerin üzerinde durmuştu.Yine çok sonraları tanıştığım Pierre'in ağzından duyduğum bir cümle o dönem yaşanan her şeyin özeti gibiydi: ''Her ne kadar Daum'dan nefret etsem de Tuncay,bugüne kadar gelmesini Tanrı kadar Christoph'a da borçlu''&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Sezona şok 3-0'lık İstanbulspor maçı ile başlayan -rip Enke- Fenerbahçe'de çok ilginç bir dönemden geçiliyordu.Taraftarın ilk kez büyük beklentiler içine girmeden karşıladığı,takımdaki yeni oluşumdan memnun gözüktüğü sezonun devre arasına,lider Beşiktaş'ın -1 maç eksikle- 11 puan gerisinde girildi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Devre arasında takıma yapılan Nobre ve Mehmet Yozgatlı takviyeleri ile aradaki puan farkı -Beşiktaş'ın üstün çabalarının da katkısıyla- kısa sürede kapanmış ve takım 23.haftadaki Galatasaray maçı ile ele geçirdiği liderliği sezon sonuna kadar sürdürüp çok ama çok önemli bir şampiyonluk elde etmişti.Sezon boyunca akıllardan çıkmayacak bir çok frikik golü dahil olmak üzere toplam 24 gole imza atan Pierre,bunların dışında toplam 5 kez çizgiden top çıkarmış ve iyi ile büyük futbolcu arasındaki farkı bizlere bir kez daha hatırlatmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;i&gt;Devam edecek...&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-1179960328111593011?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/1179960328111593011/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/09/en-dibin-goruldugu-sezonun-hemen.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/1179960328111593011'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/1179960328111593011'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/09/en-dibin-goruldugu-sezonun-hemen.html' title='Geçmiş-Bugün-Gelecek 2'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TICHm1760UI/AAAAAAAAAEU/qEvabqIwj4o/s72-c/pierre%2Bvan%2Bhooijdonk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-3484442758353746273</id><published>2010-09-03T06:45:00.006+03:00</published><updated>2010-09-03T07:52:01.726+03:00</updated><title type='text'>Geçmiş-Bugün-Gelecek 1</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TIB9ZZDK8-I/AAAAAAAAADU/jR_0CS259bM/s1600/2832114a.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 155px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TIB9ZZDK8-I/AAAAAAAAADU/jR_0CS259bM/s320/2832114a.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5512543819075875810" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;Aykut Kocaman ile yeni bir sezona başlayan Fenerbahçe'nin bugün bulunduğu noktaya nasıl geldiğini,Aykut'un elindeki kadroya bakarak seleflerine nazaran şanslı mı şanssız mı olduğu değerlendirmek istiyordum bir süredir.Açık konuşmak gerekirse yazının başına ilk oturduğumda konunun bu kadar uzayacağını,her cümlede bir sezon daha geriye gitmek zorunda kalacağımı bilmiyordum.&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;En sonunda,teknik direktör değişiklikleri,gelen-giden oyuncular,sistem,teknik-taktik değişiklikleri ışığında,aklımda kaldığı ve futbol bilgim elverdiği düzeyde,zaman zaman genel,zaman zaman da öznel öğeler ile &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;nacizane &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;değerlendirdiğim 8 yıllık bir özet çıktı ortaya&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;.O&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(51, 51, 51); "&gt;kunulabilirliğinin daha kolay olması için parça parça yayınlayacağım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(51, 51, 51); "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(51, 51, 51); "&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(51, 51, 51); "&gt;İlki ile başlayalım...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;2002 Dünya Kupası'nda Türk Milli takımının elde ettiği 3.lük sonrası tüm ülkede yaşanan iyimser hava Fenerbahçe tarafına da yüksek dozda enjekte edilmiş,sezona -her zamanki Fenerbahçe geleneğine uygun olarak- yine çok büyük umutlarla girilmiş,bu doğrultuda 23 milyon dolar gibi bütçenin bugün bile karşılamakta zorlanacağı Ariel Ortega transferi gerçekleştirilmiş,forvet hattına Ponte Preta'dan Washington ile takviye yapılmıştı.Hali hazırda kadroda bulunan Revivo,Rapaic,Serhat,Ceyhun,Yusuf gibi takımın savunma yüküne herhangi bir katkısı bulunmayan oyuncular gözönünde bulundurulmadan yapılan bu transferler,her zamanki gibi taraftarın gözünü boyarken,çok farklı bir yönde ilerleyen günün futbol gerçekleri gözardı edilmişti.Transferin son günü Borussia Dortmund'dan -babamların jenerasyondan- Miroslav Stevic transfer edilirken,takımın kadrosuna Kartalspor'dan Volkan Demirel ve Sakaryaspor'dan Tuncay Şanlı da yeni Tarık Daşgün adayları olarak dahil edilmişti.&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Büyük hedeflerle başlanan her sezonda olduğu gibi Fenerbahç,önce Şampiyonlar Ligi ön elemesinde Feyenoord'a,ardından katıldığı Uefa kupasında da AIK Solna'yı geçip Panathinakos'a elenerek -topa Kızıltoprak'tan vuran Basinas'ın golü sonrası Rüştü'nün defansa kızması hala aklımdadır- evine dönmüştü.Bu facialar 6-0'lık Galatasaray galibiyeti ile unutulmasına rağmen, takımın ligde gösterdiği inişli çıkışlı grafiğe son halka olarak Diyarbakır deplasmanında alınan 3-0'lık mağlubiyet eklenince Werner Lorant'ın görevine son verilmiş yerine yardımcı antrenör Oğuz Çetin göreve gelmişti.İlk yarının son maçında Göztepe ile 0-0 berabere kalınması ile birlikte devre arasına lider Beşiktaş'ın 6 puan gerisinde giriliyordu. Devre arasında geldiği gün havaalanında ezilme tehlikesi geçiren Ortega bir gece ansızın ülkesine kaçmış,Washington'un sözleşmesi geçirdiği kalp rahatsızlığı yüzünden fesh edilmiş,Haim Revivo Galatasaray'ın yolunu tutmuştu.Giden oyuncuların yerine Tottenham'dan Sergei Rebrov,Spartak Moskova'dan Vladimir Beschastnykh,Gaziantepspor'dan Kemal Aslan,Arminia Bielefeld'den Erhan Albayrak ile sözleşme imzalanmıştı.Oğuz Çetin'in engin futbol bilgisi ile takımı düzlüğe çıkaracağına inanan Fenerbahçe yönetimi bununla da yetinmeyip ikinci yarıdaki bütün maçları kazanacağını ve şampiyon olacağını iddia ediyordu.İkinci yarıya daha önce ertelenen Beşiktaş maçında -Dünya'nın gelmiş geçmiş en soğuk günüydü o gün!- alınan 1-0'lık mağlubiyet ile başlayan Fenerbahçe,25.hafta Kadıköy'de oynadığı Altay maçını 1-0 kaybedince bir kez daha hoca değişikliğine gidiyor,takımın başına altyapı antrenörü Tamer Güney geçiyordu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Lorant,Oğuz,T.Güney,23 milyon dolar,Ortega,Washington,Revivo,Rapaic,Serhat,Yusuf,Ceyhun kelimelerini birbirleri arasında hiç bir bağ olmadan,alt alta yazdığınızda bile ortaya çıkan anlam bozukluğunu farkedemeyen Fenerbahçe yönetimi,bütün bunların yanında takımın &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;papazları &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;''Ogün-Apo-Ceyhun-Fatih'' çetesinin &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;icraatlarının &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;da önüne geçemeyerek çınarın dibe vuruşuna sebep olmuşlardı.Öyle ki,Fenerbahçe Tamer Güney yönetiminde çıktığı sezonun son maçı olan ligden düşmüş Göztepe karşılaşmasını bile kazanamayarak sonraki yıl Uefa kupasına katılmaya hak kazanamıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 0); "&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Fenerbahçe taraftarı tarafından putlaştırılan 6-0'lık Galatasaray galibiyetini bir kenara bırakırsak,bu sezona dair hatırlanmak istenen tek olumlu şey,sezon başında Sakaryaspor'dan transfer edilen hırslı,istekli ancak savruk,teknik-taktik bilgisi neredeyse hiç olmayan,doğaçlama hareket eden al yanaklı,uzun saçlı bir çocuktu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;i&gt;Devam edecek...&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-3484442758353746273?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/3484442758353746273/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/09/gecmis-bugun-gelecek-1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/3484442758353746273'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/3484442758353746273'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/09/gecmis-bugun-gelecek-1.html' title='Geçmiş-Bugün-Gelecek 1'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TIB9ZZDK8-I/AAAAAAAAADU/jR_0CS259bM/s72-c/2832114a.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-7964571651994391679</id><published>2010-09-01T07:14:00.005+03:00</published><updated>2010-09-01T07:58:02.893+03:00</updated><title type='text'>Joseph Yobo Fenerbahçe'de</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TH3TTrx420I/AAAAAAAAADM/QqTIRfwCCQw/s1600/gerrard-2006-400x300.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TH3TTrx420I/AAAAAAAAADM/QqTIRfwCCQw/s320/gerrard-2006-400x300.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5511793854094302018" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Yeni transferleri sahada görmeden uzun uzadıya övmek ya da yermek adetim değildir.Zira daha önceki takımlarında harikalar yaratan oyuncuların,daha sonraki takımlarında yerlerde süründüğüne -Lincoln en iyi örnektir- bir çok kez şahit oldu bu futbol çöplüğü.Önce bir oynasın sonra değerlendirmek için bol bol vaktimiz olacak nasılsa.&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Yine de küçük bir tanıtım yapmak gerekirse;bir tandem oyuncusu için sürati iyi,çok uzun boylu olmasa da hem yer tutuş hem de sıçrama yeteneğinin yüksek olması sebebiyle yüksek toplara hakim,oyun içi konsantrasyonu yüksek bir oyuncu Yobo.Bu özelliklerin yanında Premier Lig'in oyunu 40 metrede oynayan yapısına uyum sağladığını da varsayarsak,Fenerbahçe hem defans hattını ileri çekebilecek,hem de ecnebilerin &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;''deep covering'' &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;dediği süpürücülüğü yapabilecek bir defans oyuncusu transfer etti.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Benim gönlümden yıllardır geçen bir oyuncu olmasının yanında,Fenerbahçe'de teşhisin doğru yapılıp tedavinin de -en azından kağıt üzerinde- doğru uygulandığı bir nokta transfer yapıldı.Lugano ile uyum sürecinde neler yaşanır,lige uyumu ne kadar zaman alır,bir sakatlığı var mı bunları zaman gösterecek.Şimdilik bu soru işaretlerini düşünmeden,artık korner bayrağına yakın rövaşataların son bulacağını ümit edelim.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Garibim Gerrard'a yerleştireni de maşallah kaçırmıyoruz.Kıtalararası Kupa finalinde de Lugano girmişti.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Vurmayın lan adama,ben çok seviyorum onu!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-7964571651994391679?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/7964571651994391679/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/09/joseph-yobo-fenerbahcede.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/7964571651994391679'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/7964571651994391679'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/09/joseph-yobo-fenerbahcede.html' title='Joseph Yobo Fenerbahçe&apos;de'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/TH3TTrx420I/AAAAAAAAADM/QqTIRfwCCQw/s72-c/gerrard-2006-400x300.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-1558107367281324230</id><published>2010-08-30T22:55:00.000+03:00</published><updated>2010-08-30T23:02:42.341+03:00</updated><title type='text'>Bize Her Yer Ljubljana</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/THwM4F7xcFI/AAAAAAAAAC8/0JW87KwKRKs/s1600/Small_Slovenia-Usa12.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/THwM4F7xcFI/AAAAAAAAAC8/0JW87KwKRKs/s320/Small_Slovenia-Usa12.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5511294201799733330" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;İstanbul,Dünya Basketbol Şampiyonası için gelen Sloven taraftarlar tarafından işgal edilmiş durumda.Sayılarının fazlalılığı bir kenara,çok gelişmiş bir basketbol kültürününden geldiklerini de sonuna kadar hissettiriyorlar.Salonda yarattıkları atmosfer bizim bildiğimizin çok dışında, bambaşka birşey.&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Seviyorum bu adamları...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-1558107367281324230?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/1558107367281324230/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/08/bize-her-yer-ljubljana.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/1558107367281324230'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/1558107367281324230'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/08/bize-her-yer-ljubljana.html' title='Bize Her Yer Ljubljana'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/THwM4F7xcFI/AAAAAAAAAC8/0JW87KwKRKs/s72-c/Small_Slovenia-Usa12.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-8810174622830157297</id><published>2010-08-29T23:48:00.001+03:00</published><updated>2010-08-30T00:01:22.792+03:00</updated><title type='text'>Kalbimden KosKocaman Bir Sevda Geçer...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/THrHqO9G4aI/AAAAAAAAAC0/vJUBsWVtMss/s1600/aykut_kocaman5b.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/THrHqO9G4aI/AAAAAAAAAC0/vJUBsWVtMss/s320/aykut_kocaman5b.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5510936622424056226" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Türkiye-Rusya maçı nedeni ile Fener maçının ancak ilk yarısını izleyebildim.Skor,nasıl oynadığımız,Niang'ın açılış yapması -inanılmaz ama gerçek Fener'in santraforu kafa golü atmış-,Bilica-Lugano'daki düşüşün devam etmesi vs. hiç umurumda değil.Fenerbahçe'nin başındaki bir teknik adam elindeki stoperlerden birini sağ beke devşirmeyip kolaya kaçmadı,alt yapıdan bir çocuğu alıp korkmadan oynattı ya,gerisi hiç ama hiç umurumda değil.Bugüne kadar kuşkuyla baktığım,futbol bilgisine hiç güvenmediğim Aykut Kocaman'ın bundan sonra en büyük destekçisiyim.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Teşekkürler hoca,aynen devam... &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Not:Okan iyi oynadı diyorlar.Maçı yarım yamalak izlediğim için yorum yapmak yanlış olur ama eğer gerçekten denildiği gibi oynadıysa Gökhan'ın sol tarafta en azından bir kaç maç denenmesi taraftarıyım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-8810174622830157297?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/8810174622830157297/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/08/kalbimden-koskocaman-bir-sevda-gecer.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/8810174622830157297'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/8810174622830157297'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/08/kalbimden-koskocaman-bir-sevda-gecer.html' title='Kalbimden KosKocaman Bir Sevda Geçer...'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/THrHqO9G4aI/AAAAAAAAAC0/vJUBsWVtMss/s72-c/aykut_kocaman5b.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-2692571447140451557</id><published>2010-08-28T00:21:00.000+03:00</published><updated>2010-08-28T03:49:44.173+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tota'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Uruguay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diego Lugano'/><title type='text'>Sarı-Laci Bir Devdi,Sapsarı Bir Uruguaylı'yı Sevdi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/THgtDeOq9_I/AAAAAAAAACs/a_-XKeKwo7g/s1600/fenerbahceli-lugano-dan-kotu-haber.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 243px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/THgtDeOq9_I/AAAAAAAAACs/a_-XKeKwo7g/s320/fenerbahceli-lugano-dan-kotu-haber.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5510203681765259250" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Kosmos'un ağ örme konusundaki yeteneği az biraz olsun gözardı edilebilecek düzeyde olsaydı eğer,biz bu sarı saçlı,bebek yüzlü adam ile çok daha önce tanışmış olacak hatta,bu sayede taraftarın yıllarca -bazılarının hala- hayalini kurduğu Lugano-Luciano tandemi daha Daum'un ilk senesinde kurulmuş olacaktı.Bu hayale biraz olsun yaklaşabilmek,Lugano'nun Kadıköy topraklarına ayak basmasına şahit olmak ise ancak 2006-2007 sezonu -Zico'nun ilk yılı- başında nasip oldu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Ancak ağlarını her daim Fenerbahçe'nin aleyhine örmeye and içmiş Kosmos kardeşin bu sefer de gündeminde Luciano'nun uzun süreceği belirlenen sakatlığı vardı ve bu da güzel Brezilyalı'nın sözleşmesinin fesh edilip yerine apar topar bir başka vatandaşı Edu Dracena'nın transferine yol açtı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;O sezona Lugano-Edu tandemi ile başlayan Fenerbahçe,iki daha önce hiç Avrupa tecrübesi yaşamamış stoper ile oynamanın sıkıntısını bütün bir yıl boyunca fazlasıyla yaşadı ve bir çok maçta özellikle defansın arasına atılan toplardan sayısız gol gördü kalesinde.Bu sıkıntılı geçiş dönemi sırasında bilhassa Lugano'nun savruk,dağınık,rakibe ilk hamleyi yapma imkanı veren ve bir stoperde benim aradığım,görmek istediğim en önemli özelliklerden biri olan rakip karşısında ayakta kalmayı genel olarak &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;tercih&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt; etmeyen yapısı,Fenerbahçe defansının bir türlü güven verememesine neden oldu.Tüm Güney Amerika ama özellikle Brezilya ligi çıkışlı defans oyuncularının Avrupa serüvenlerinin başlarında yaşadıkları yegane sıkıntılardan biri olan &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;yerden kayarak müdahele &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;fetişizminden nadide örnekler sundu.Arkasına sürekli adam kaçırdı,pozisyon hataları yaptı,orantısız kullandığı gücü ve yaptığı sert müdaheleler nedeniyle defalarca kart cezalısı durumuna düştü.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Defanstaki o dönemki partneri Edu ise Diego'ya nazaran -en azından bana göre- daha derli toplu,daha iyi bir sezon geçirmesine rağmen taraftar tarafından hiç bir zaman onun kadar sevilmedi.Öyle ya,Lugano sarışın,bebek yüzlüydü.Edu'da ise  Dolapdereli papikçi tipi vardı...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Takip eden ve Fenerbahçe'nin Avrupa kupalarında başarılı sayılabileceği tek dönem olan 2007-2008 sezonunda bu ikili arasındaki uyum artmış,her iki oyuncunun da Avrupa futboluna adaptasyonu tamamlanmıştı.Lugano için daha parlak geçtiği gözüken sezonun defanstaki toparlayıcı ismi ise bana göre yine Edu'ydu.Ancak Brezilyalı'nın sevilmesinin önündeki bu sezonki engel ise bazen aşırı konsantrasyondan,bazen her topa ayağını sokma sevdasından,bazen de tamamen şanssızlıktan kaynaklı olarak kendi kalesine attığı-attırdığı gollerdi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Lugano cephesinde ise İnter maçında Zlatan'a,Chelsea maçında Drogba'ya,Sevilla maçlarında ise Luis Fabiano'ya karşı kazanılmış net zaferler vardı.Bu üç güçlü ancak görece sürati düşük adamlar tam Lugano'nun dişine göreydi ve görevini layıkıyla yerine getirdi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Son PAOK maçında &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;timingini&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt; ayarlayamamasından kaynaklı topu ıskalamasının ardından Salpingidis'in Volkan'ın üstünden aşırdığı,ancak Bilica'nın araya girmesi sonucu golle sonuçlanmayan pozisyondaki hatasının çok benzerini Sevilla deplasmanında Kanoute affetmemişti.Bu seviye ve tecrübedeki bir oyuncunun sürekli aynı tipte hatalar yapmaya devam etmesi benim kafamdaki soru işaretlerini de her daim canlı tutuyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Takımın bütün hatlarının istisnasız çok kötü olduğu Aragones dönemi ile konuşucak birşey olmadığından bu dönemi geçiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;2.Daum dönemi başında yaşanan sözleşme krizi yüzünden sezona geç başlayan Diego'nun bu yılki partneri,Sivasspor'da başarılı bir sezon geçiren Bilica oldu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Bana göre Fenerbahçe kariyerinin en başarılı sezonunu geçirdiği 2009-2010 sezonu boyunca yaşadığı sakatlıklar,takım içindeki gerçek değerini ortaya çıkardı Uruguaylı'nın.Lugano'nun olmadığı her maçta kalesinde sayısız tehdit yaşayan Fenerbahçe,onun dönüşü ile birlikte 8 maçlık gol yemezlik ve galibiyet serisi yakalayıp,koptu denilen şampiyonluk yarışına ortak oldu.Bu süre zarfında Trabzonspor ile oynanan kupa finali ise,Umut'un delik deşik ettiği,Engin Baytar'ın attığı golde belini kırdığı bir 90 dakika olarak akıllarda kalırken bu maç,sezon boyunca Uruguaylı'nın hanesindeki -İnönü'deki Beşiktaş maçında Bobo'yu döndürmesi ve gole sebep olmasını saymazsak- tek eksiydi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Lugano'nun 5. yılına giren Fenerbahçe serüveni sırasında genel olarak başarılı olduğunu söylenebilir.Ancak asıl irdelenmesi ve tartışılması gereken konu,bunun Lugano'nun üst düzey bir defans oyuncusu olmasından mı,yoksa takımın genel oyun yapısından mı kaynaklandığıdır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Zico dönemindeki Fenerbahçe'nin özellikle Avrupa Kupası maçlarında oynadığı garanti,temposuz,yavaş ve ayağa pasa dayalı,defans hattının olabilecek maksimum düzeyde geriye yaslandığı oyun yapısında Lugano yıldızlaşırken,yine aynı dönemde ligde oynanan ve defansın mecburen daha önde oynamak zorunda olduğu maçlarda ise Uruguaylı'nın açık alandaki yetersizliği ortaya çıkıyordu.Yine aynı şekilde 2.Daum döneminde yaşadığı çıkışta da,takımın oyun anlayışı olarak geriye yaslanmayı tercih etmesi de bu tezi doğrular nitelikteydi.Bunların yanında geldiği günden bu yana sağ stoper oynayan Lugano'nun partnerlerine oranla daha iyi gözükmesinde,kademe anlayışı ve pozisyon sezgisi çok üst düzeyde olan Gökhan'ın etkisi yadsınamaz.İstatistikler tarafından da doğrulanan,defansın sol tarafından daha çok pozisyon verilmesi sorunsalında bana göre asıl büyük pay sol stoperlerden ziyade ne Ümit Özat'ın,ne Roberto Carlos'un,ne de Andre Santos'un Gökhan verimliliğinde bir defansif anlayışta olmayışlarıdır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Bu sezona da felaket başladı Lugano.Önce Trabzonspor ardından da PAOK maçlarında hem fizik olarak çok kötü durumdaydı hem de konsantrasyonu hiç olmadığı kadar düşüktü Uruguaylı'nın.Bütün bu geçmiş sezon verileri ve Dünya Kupası dönüşü olduğu gerçeği ışığında,Lugano'nun sakatlıklara açık vücdunu zinde tutması -tutturulması-,özellikle fizik-kondisyon çalışmalarına dikkat etmesi gerektiği gerçeği ortaya çıkıyor.Geçen yılki yüksek kondisyonlu Fenerbahçe ve Lugano'nun yaşadığı çıkış gözönüne alındığında da bu tezin sağlaması yapılabilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Konuyu yavaş yavaş toparlamak gerekirse,aklı tamamen burada olan,konsantrasyonu yüksek,fizik-kondisyon açısından sorun yaşamayan bir Lugano bu ligin gördüğü tartışmasız en iyi kesicidir.Avrupa'nın Roma-Liverpool seviyesindeki kalbur üstü takımlarında bile rahatlıkla ve hatta şu an o takımlarda oynayan pozisyondaşlarından bile daha verimli olabilir.Sürdürdüğü ve belki de şuan daha iyi bir takımda olmayışının burada aldığı para ile birlikte iki sebebinden biri olan inişli-çıkışlı grafiğin pozitif anlamda süreklilik kazanması,teknik kadronun olduğu kadar Lugano'nun da üstünde durması gereken bir konu bana göre.Eğer Lugano ile önümüzdeki senelerde de devam edilecekse Fenerbahçe yönetiminin,teknik ekibinin üzerinde durması gereken bir başka konu ise,süratli,etkili dribling yapabilen,ortalama üstü fizik gücüne sahip -Lugano'nun tek seferde yıkamayacağı,Bobo gibi- hücum oyuncuları karşısında Fenerbahçe defansının zaman zaman düştüğü aciz durumların önüne geçebilmek adına,mutlaka onu tamamlayacak,hızlı ve özellikle ters kademe anlayışı Lugano'dan daha iyi bir stoper transfer edilmesi gerekliliğidir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Sonuç olarak &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Tota&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt; çok seviliyor Sarı-Lacivert topraklarda.Yazının genelinde eleştirdiğim bu adamı bende çok seviyorum.Kafayı kırmış hallerine,kazanma hırsına,hakeme yaptığı Vecihi gözlüğü hareketine,ellerini ilkokuldaki sıra dayağı pozisyonuna sokup yaptığı itirazlara,rakip takım taraftarlarında yarattığı Lugano nefretine -Bülent Korkmaz gibi,Zago gibi- bayılıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Kariyer hırsı,büyük lig-takım sevdası olmayan bir adam Lugano.Bu yüzden burada.Ama onu burada tutan,bizim gibi amatör ruh sevdalılarının ona duyduğu sevgiden farklı olarak Benjamin sevgisi gibi.Bunu hepimiz biliyoruz da konduramıyoruz sanki...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-2692571447140451557?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/2692571447140451557/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/08/sar-laci-bir-devdisapsar-bir-uruguayly.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/2692571447140451557'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/2692571447140451557'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/08/sar-laci-bir-devdisapsar-bir-uruguayly.html' title='Sarı-Laci Bir Devdi,Sapsarı Bir Uruguaylı&apos;yı Sevdi'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/THgtDeOq9_I/AAAAAAAAACs/a_-XKeKwo7g/s72-c/fenerbahceli-lugano-dan-kotu-haber.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-710482913576772090</id><published>2010-08-27T07:46:00.000+03:00</published><updated>2010-08-27T08:14:36.079+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şampiyonlar Ligi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şampiyonlar Ligi grupları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bursaspor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cl'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Champions League'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kura'/><title type='text'>Şampiyonlar Ligi Grupları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/THdD1MOpsRI/AAAAAAAAACc/Yy4AFBUSqxM/s1600/uefa_champions_league.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/THdD1MOpsRI/AAAAAAAAACc/Yy4AFBUSqxM/s320/uefa_champions_league.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5509947250205896978" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;&lt;b&gt;A Grubu&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;İnter Milan&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Werder Bremen&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Tottenham Hotspurs&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Twente&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF6666;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;&lt;b&gt;B Grubu&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;O.Lyon &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Benfica &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Schalke 04&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Hapoel Tel Aviv&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;&lt;b&gt;C Grubu&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Man. United&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Valencia&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;G.Rangers&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#33CC00;"&gt;&lt;b&gt;Bursaspor&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#33CC00;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;&lt;b&gt;D Grubu&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Barcelona&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Panathinaikos&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Kopenhag&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Rubin Kazan&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;&lt;b&gt;E Grubu&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Bayern Münih &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;As Roma&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Basel&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Cluj&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;&lt;b&gt;F Grubu&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Chelsea &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;O.Marsilya&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Spartak Moskova&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Zilina&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;&lt;b&gt;G Grubu&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Ac Milan&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Real Madrid&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Ajax&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Auxerre&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;&lt;b&gt;E Grubu&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Arsenal&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;S.Donetsk&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Braga&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333333;"&gt;Partizan&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333300;"&gt;Bursaspor için fena sayılmayacak bir kura.Villa'nın takımda olmasına o kadar alışmışım ki o olmadan Valencia neler yapabilir tahmin dahi edemiyorum.Rangers'ı içeride yenip,dışarıda 1 puan almak şart.Manchester United'ı da maaşa bağlayalım artık.Kadrolu Türk takımı rakibi oldu iyice.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333300;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#333300;"&gt;Diğer gruplar ise genel olarak dengeli ve sürprize açık duruyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-710482913576772090?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/710482913576772090/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/08/sampiyonlar-ligi-gruplar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/710482913576772090'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/710482913576772090'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/08/sampiyonlar-ligi-gruplar.html' title='Şampiyonlar Ligi Grupları'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/THdD1MOpsRI/AAAAAAAAACc/Yy4AFBUSqxM/s72-c/uefa_champions_league.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-5805527063959769390</id><published>2010-08-27T07:43:00.001+03:00</published><updated>2010-08-27T07:45:13.853+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe1-1 PAOK'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='1-1'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='PAOK'/><title type='text'>Fenerbahçe 1-1 PAOK</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/THdCaCSdENI/AAAAAAAAACU/zZ4IC3qyi8U/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 204px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/THdCaCSdENI/AAAAAAAAACU/zZ4IC3qyi8U/s320/1.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5509945684169396434" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  color: rgb(204, 204, 204); line-height: 21px; font-family:Georgia, Utopia, 'Palatino Linotype', Palatino, serif;font-size:15px;"&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; font-family:'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif;font-size:13px;"&gt;Teknik adamların takımı iyi ya da kötü yönettikleri konusundaki görüşlerimiz çoğu zaman kafamızdaki takımın ne kadarının sahada olduğu ile ilintilidir.Bu bağlamda Aykut Kocaman'ın bu akşam sahaya sürdüğü 11'e söyleyecek hiç bir sözüm yok.Zira benim kafamda kurduğum 11 ile maça başladı.Diziliş anlamında eleştirilebileceği tek nokta oyuncu değişiklikleri olabilir ki bu bile yedek kulubesine bakıldığında tolere edilebilecek düzeydeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; font-family:'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif;font-size:13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; font-family:'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif;font-size:13px;"&gt;Maçın ilk yarısı boyunca Stoch'un ceza sahası çizgisi üzerinden vurduğu ve kalecinin çok iyi çıkardığı top hariç taraftarını tek bir kez bile ayağa kaldıramayan bir takım vardı bugün sahada.Mehmet ve Gökhan ile işler gibi gözüken,ancak en amiyane tabirle bal yapmayan arı kıvamında,isabetli tek bir ortanın gelmediği sağ kanada,Andre Santos'un inanılamayacak derecede formsuz olmasından dolayı arkadan bir türlü destek göremeyen sol kanada,oyunda olduğunu bile ancak 35.dakika yaptığı bir faulden farkedebildiğim Christian'lı orta sahaya,her ne kadar iyi niyetli ve her an birşeyler yapabilecek gibi duran ancak fiziksel olarak benden bile kötü durumdaki Alex ve Niang'lı hücum hattına sahip bir takımdan da daha fazlasının beklenmesi ancak hayalperestlik olurdu.Bütün bu kötü parametrelerin yanında,Emre ve Stoch'un dinamizleri ile oyunu hızlandırma çabaları da bir kaç cılız&lt;b&gt;&lt;i&gt;pozisyon &lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;girişimi &lt;/b&gt;dışında hiç bir işe yaramadı.PAOK ise hem ilk maçta elde ettiği skorun avantajı hem de deplasmanlardaki genel görüntüsü itibari ile oyunu kendi yarı sahasında kabullenip,Salpingidis,Vierinha ve -çakma Samaras- Filomeno'yu defansın arkasına sarkıtmaya çalıştı.Defansın önünde oynayan -Yunan tipli Urugaylı- Pablo Garcia'nın fiziksel üstünlüğü sayesinde Alex tamamen,Emre ise ilk yarının belli bölümlerinde pasifize oldu.Mehmet Topuz'un akıl almaz pas hatalarına Stoch'un yalnız kalması da eklenince ziyan edilmiş bir 45 dakika oynadı Fenerbahçe.&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; font-family:'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif;font-size:13px;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; font-family:'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif;font-size:13px;"&gt;&lt;i&gt;İnsan,ikinci yarıda bir değişiklik,bir farklılık istiyor işler kötü gittiğinde.Ancak maçın 30-35. dakikaları arasında kamera maalesef Fenerbahçe kulubesini gösterdi ve umut fakirin ekmeği olmaktan bile çıktı:İlhan,Bekir,Selçuk,Gökhan Ünal,Caner,Özer ve Mert.Kısacası Fenerbahçe'nin kulubesi oyunu her an değiştirebilecek nadide yeteneklerle doluydu.Ancak aleyhine...&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;İkinci yarıya değişiklik yapmadan çıkan Fenerbahçe,devre arasında yapılan uyarıların işe yaramasından mıdır,futbolcuların durumun ehemmiyetini kavramasından mıdır yoksa taraftar desteği-korkusudan mıdır nedir silkinir gibi oldu.Alex top almaya -hatta inamazsınız bir de top kazandı,hemde yerden kayarak müdahele ile-,Topuz iki kez üstüste isabetli pas yapmaya,defans hattı ve buna bağlı olarak kaçak dövüşme alanında çığır açan, &lt;/i&gt;&lt;i&gt;üçüncü stoperimiz &lt;/i&gt;&lt;i&gt;Christian biraz daha ileri çıkıp Pablo Garcia'nın orta sahadaki hükmünü azaltmaya başladı.3 doğrunun bir gol getirdiği günümüzde,Fenerbahçe aradığı golü Emre'nin 56. dakikada aldığı ribaundu iyi tiplemesi sonucu buldu.Golden sonraki 15 dakikalık dilimde,hazır rakip paralize olmuşken ikiyi atıp işi bitirebilirdi Fenerbahçe.&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Bunun için ihtiyacı olan pozisyon&lt;b&gt;&lt;i&gt;cu&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;kları da yakaladı ancak topun inat edip Alex'in hiç olmadığı kadar çok defa sağ ayağına gelmesi buna engel oldu!&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; font-family:'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif;font-size:13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; font-family:'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif;font-size:13px;"&gt;70.dakidan sonra PAOK,ne adımızda,ne imkanlarımızda,ne her yeni gelen yabancı futbolcunun ''Böylesini Avrupa'da bile görmedim dediği'' tesislerimizde,ne bilimum Uefa delegesinin kırküç bin kez hayran kaldığı stadımızda,ne herkesi alabilecek güçteki bütçemizde,ne&lt;b&gt;&lt;i&gt;y&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;eterli&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;kadromuzda,ne de çekirdek çitlemediği zamanlarda Selçuk'u yuhalayan büyük taraftarımız da korkacak hiç bir bok olmadığını anladı...Stoch'un sürekli o kanadı zorlaması -zaman zaman Keita'laşması! - sonucu,''Abi ben bi 10 dakikaya kalmaz kırmızıyı görürüm'' diyen sarı kartlı Boussaidi'yi oyundan alan PAOK'un Hollywood'lu hocası Dermitzakis,onun yerine adı daha zor söylenen Sznaucner'i oyuna soktu.75'te sakatlanan yada biraz daha zorlarsa sakatlanacakmış gibi duran Emre'nin yerine Selçuk değişkliğine gitti Fenerbahçe.Rakip de bu dakikadan sonra gelmeye başladı.Emre'nin kanat savunmalarına yaptığı katkıyı Selçuk veremeyince daha kolay hücuma kalkan PAOK maçı daha o dakikalarda bitirebilirdi.Kanat beklerinden gidenin geri gelmemesi,golü bulmak adına öne çıkan takımın gol olduğunun farkına varmadığından olsa gerek normal düzenine geçmemesi ve Lugano'nun Roma-Lazio semalarında uçuşan konsantrasyonu golün sinyallerini daha maç uzamadan veriyordu.Önce Lino'nun ortasıda Salpingidis vurdu,Volkan'ı geçen topu Bilica uzaklaştırdı.Ardından Filameno vurdu çizgiden çıkartılan topu tamamlamak isteyen Salpingidis Güiza'ya ''Ulan bunu ben bile atarım'' dedirtti ve maç uzatmaya gitti.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; font-family:'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif;font-size:13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; font-family:'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif;font-size:13px;"&gt;Maç boyunca kanatları kullanıp,ortadan neredeyse hiç gelemeyen bir rakibe karşı bile oyunu tutmayı beceremeyen bir takımın er ya da geç gol yiyeceği bellidir,bunu kabul ediyorum.Ancak ne kadar kötü oynarsanız oynayın böyle bir gol yemek için ekstra bir çaba sarfetmeniz gerekir.Kalecinin uzun kullandığı aut atışında ilk olarak Bilica'nın yarısı kadar adama kafa vurdurması,ardından Lugano'nun,Yugoslav ordusundan kalma Sovyet tankı ağırlığındaki Muslimovic'i arkaya kaçırması,son olarak ise indirmemesi sayesinde,hakettiği golü klasına yakışır bir biçimde kalesinde gördü Fenerbahçe.Maçın geri kalan bölümünde kayda değer bir şey olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; font-family:'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif;font-size:13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; font-family:'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif;font-size:13px;"&gt;Sonuç:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; font-family:'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif;font-size:13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; font-family:'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif;font-size:13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; font-family:'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif;font-size:13px;"&gt;Sıradan bile denilemeyecek kadar kötü bir takıma elendi bugün Fenerbahçe.Hem de öyle bir elendi ki en iyimserimizi,en pembe gözlüklümüzü bile duvara yapıştırdı.Ama bu ne ilk ne de gidişata bakılırsa son olacak gibi.Bir kez daha Fenerbahçeli olmanın ağırlığı,hüznü,cefası ise yine biz taraftarların omuzlarında kaldı.Üzülüyorum,üzülüyoruz mutlaka ama farkında mısınız mağlubiyetler artık daha kolay sanki.Daha bir alıştık galiba bu sürekli kazanma alışkanlığı olan büyük takımın,her seferinde bir başka kötü takıma yenilmesine-elenmesine.Altıncı resmi maçını oynayan Fenerbahçe'nin toplam galibiyet sayısının 1 (yazıyla bir) olması bile normalmiş gibi geliyor artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; font-family:'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif;font-size:13px;"&gt;Yarın birileri ''Hoca da bir yere kadar,oyuncular bu maçı çıkıp almalıydı'' diyecek,bu takımın daha önceden çalışılmış hiç bir hücum setinin olmadığının farkına varmadan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; font-family:'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif;font-size:13px;"&gt;Alex'in eskisi gibi olmasa da bu takımın hala 1 numaralı pas organizatörü olduğunun farkında olmadan ''Canım klasik 10 numara mı kaldı bu devirde allasen,hem zaten koşmuyor''diyecek bir başkası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; font-family:'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif;font-size:13px;"&gt;Savunmasındaki uyumun bozulduğunun,normal şartlar altında Lugano'nun o adamı kaçırmayacağını,kaçırsa bile düşürüp kırmızı göreceğini ama golü yedirmeyeceğini,eğer düşürmezse o topa vurulmadan yetişeceğini göremeyecekler.Trabzon maçında,hem de bir duran top sırasında arkasına 3 oyuncu kaçırdığını hatırlamayacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; font-family:'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif;font-size:13px;"&gt;Santos'un probleminin fiziksel olmasının yanında mental olduğunu,Dünya üzerinde hiç bir kanat bekinin arkasına bu kadar adam kaçırmasının sadece göbeğinin benim kadar olmasına bağlanamayacağını da göremeyecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; font-family:'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif;font-size:13px;"&gt;Christan'ı çok beğendiklerini söyleyecek kadar kör değilseler hala,onun kadar kaçak güreşenini çok az gördüklerini kabul edecekler ancak Selçuk'un da yeterli olmadığını göremeyip pazar günü onu oynatacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; font-family:'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif;font-size:13px;"&gt;Gökhan'a sarılacaklar çok iyiydin bravo diye sırtını sıvazlayacaklar.Emekleri boşa çıktı diyecekler içlerinden.Sağdan sayısız kez yaptığı bindirmelerden birinde bile,hani en azından istisnai bir durum olsun diye bile isabetli orta yapamadığının farkında olmadan.Bugün PAOK ataklarının 70'ten sonra sürekli onun kanadından geldiğini göremeden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; font-family:'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif;font-size:13px;"&gt;Stoch diyecekler.''Çok yetenekli,çok kolay adam geçiyor,takımı hızlandırıyor,bu takımın geleceği,biz bunu 3 sene sonra 20 ye satarız''.Bir süre sonra onun da diğerlerine benzeme ihtimalini göz önünde bile bulundurmayacak ve buna önlem dahi almayacaklar.Etik problemleri olduğunu görmezden gelip kendini atmasını,kendisine yapılan faullere aşırı ve anlamsız tepkiler vermesini profesyonellik olarak görecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; font-family:'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif;font-size:13px;"&gt;Kötü topçu olmadığını,doğru bir diziliş ve taktik anlayış içinde çok faydalı olabileceğini göremeyeceklerinden dolayı 2.Güiza yaftasını yapıştırmadan hemen 2 ay önce Niang'ın henüz hazır olmadığını belirtip ileride çok faydalı olacağını söyleyecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; font-family:'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif;font-size:13px;"&gt;Takımın kondisyonun yerlerde sürünmesinin sebebinin sezon başı yapılan yükleme olduğunu,bunun faydasının ileride görüleceğini söyleyecekler.11-12. hafta gibi başlayacak düşüşün sebebini anlayamaycak,takımın konsantrasyonunun bozulduğundan,takım içindeki bazı oyuncuların disiplinsiz davranışlarda bulunduklarından,bu oyuncuların devre arasında gönderileceklerinden bahsedecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; font-family:'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif;font-size:13px;"&gt;Bir dakika...Bu yazdıklarımı gerçekten söyleyebilecek bir kaç kişi tanıyorum ben sanki.Hem de takımın içinde,altında,üstünde,kenarında,en tepesinde...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-5805527063959769390?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/5805527063959769390/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/08/teknik-adamlarn-takm-iyi-ya-da-kotu_1991.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/5805527063959769390'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/5805527063959769390'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/08/teknik-adamlarn-takm-iyi-ya-da-kotu_1991.html' title='Fenerbahçe 1-1 PAOK'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_RrTbKM68a_0/THdCaCSdENI/AAAAAAAAACU/zZ4IC3qyi8U/s72-c/1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3717809163187329559.post-4667682061724701693</id><published>2010-08-26T02:52:00.000+03:00</published><updated>2010-08-26T03:01:11.348+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='madrid'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bu takım beni öldürüyor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Augustin de la Fuente Quintana'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='atletico'/><title type='text'>İsim babası...</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/3EtqkDLgC-E?fs=1&amp;amp;hl=en_US"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/3EtqkDLgC-E?fs=1&amp;amp;hl=en_US" width="425" height="344" allowscriptaccess="never" allowfullscreen="true" wmode="transparent" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 20px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 20px; "&gt;63 yaşımda sigarayı bıraktım. Kolay değildi; ama başardım. 70 yaşımı kutladığımda anasonu bıraktım. Yemeklerde şarabı bile bıraktım. Tuz, kahve, bahis ve iskambil haddini aşmayı başardım; ama lanet Atleti ... (yazılar gelir) Beni öldürüyor. Bana hayat veriyor...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 20px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="font-size:100%;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px; line-height: 20px;"&gt;Videodaki şahıs Atletico Madrid'in 1 numaralı üyesi &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px; color: rgb(51, 51, 51); font-weight: bold; line-height: 20px; "&gt;Augustin de la Fuente Quintana.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px; color: rgb(51, 51, 51); font-weight: bold; line-height: 20px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 20px; "&gt;Fener'in bana çektirdiğini,Atletico da bu amcaya çektiriyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 20px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 20px; "&gt;Olsun be,biz zaten bu eziyetin hastasıyız...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3717809163187329559-4667682061724701693?l=butakimbeniolduruyor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/feeds/4667682061724701693/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/08/63-yasmda-sigaray-braktm-kolay-degildi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/4667682061724701693'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3717809163187329559/posts/default/4667682061724701693'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://butakimbeniolduruyor.blogspot.com/2010/08/63-yasmda-sigaray-braktm-kolay-degildi.html' title='İsim babası...'/><author><name>Pierre</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15954170784630252829</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
